spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Popüler Müzik
GEORGES MOUSTAKİ / Kadınsız bir dünyada müzik de olmazdı, yazık ki hayat seksi kutsamaya yetmiyor

Sekiz dil konuşan bir Akdeniz yurttaşı. Gitarcı, şarkıcı, romancı, sinemacı, gezgin, filozof, aşkın ve aylaklığın militanı. Edith Piaf'ın hediyesi gitarıyla profesyonelliğe adım atmıştı. 1960’lardan 2000'lere modalara meydan okuyarak kendi şarkılarını söyledi. Uzun zaman tasavvuf felsefesiyle ilgilendi. 1996'da yayımlanan albümü "Tout Reste a Dire"de Kudsi Erguner'in neyi eşliğinde Yunus'un bir deyişini seslendirince telefonun başına oturmuş, iki gün boyunca ulaşmaya çalışmıştık. Sorularımızı cevaplarken "Yunus Emre’deki aşkın gücünden etkilendim" diyordu. 2013 Mayısı'nda aramızdan ayrılan sanatçının anısına...

Devamını oku...
 
LILA DOWNS / Ey erkekler kendinize gelin, yoksa seks yok, desek hayatta çok şey değişirdi
Amerikalı solcu bir sanat tarihi profesörüyle Meksikalı yerli kadının kızı Lila Downs. Amerika’daki opera ve antropoloji eğitiminden sonra statüsünü reddedip Meksika’da “en alttakiler”in arasına karıştı, Meksika-Amerika sınırında kurşuna dizilen göçmenlerle karşılaşınca kendi şarkılarını yazmaya, söylemeye başladı. Frida filmindeki üç şarkısıyla bir anda şöhret olan Downs’ın yolu 2003’te Türkiye’ye düştü. Sanatçıyı konserden önce, Türk perküsyoncu aramak için gittiği New York’ta bulmuş, konuşmuştuk.
Devamını oku...
 
AKIN ELDES / Tellerin kıymetini bilin, hepsini ellerimle kestim
Bulutsuzluk Özlemi, Pinhani gibi gruplardan tanıdığımız gitarcı Akın Eldes, üçüncü albümünün kaydını tamamladığında heykeltraş arkadaşı Eşber Karayalçın "CD kapağını ben tasarlamak istiyorum" dedi. Galvaniz tellerden, gerçek boyutlarda gitarist heykeli yaptı. Bir koşulu vardı: Her CD'ye heykelde kullandığı telden, bükülmüş bir parça konacaktı. "Harika bir fikir, ben keserim telleri" deyip işe koyuldu Akın Eldes. İlk günün sonunda 150 tel kesebilmiş, elleri su toplamıştı. Eşi ve arkadaşlarından yardım istedi. Üç günde kaydettiği, iki bin adet basılan CD'nin tellerini kesip bükmeleri günler sürdü. "Perişan olduk" diyen Eldes, isminden kaydına her aşaması sürprizlerle gelişen Cango albümünü anlattı.
Devamını oku...
 
YIORGOS KALOUDIS / Hacıdakis, kanunu tanısaydı çok sevip bu çalgı için birçok eser yazabilirdi
Hiç istemeden gelmişti İstanbul'a. Restoratör sevgilisi Ruth, bir süreliğine işi nedeniyle Beyoğlu'nda ev tutmuş, onu da çağırmıştı. İstanbul'a ayak bastığı 2003 Sonbaharı, Yunan çellist Yiorgos Kaloudis'in hayatında neredeyse bir dönüm noktası oldu. Ruth'un kanun, perküsyon dersleri aldığı müzisyenlerle tanıştı, ev toplantılarında birlikte çaldı. Ruth'un yaşadığı Balo Sokak'ta hayata karıştı. Caddedeki plakçılarda çalan valsten, Boğaziçi'ndeki vapurların gidiş gelişinden etkilendi. Kanun ve çello için vals üslubunda "Balo Sokak"ı yazdı. Bambaşka bir albüm hazırlamayı düşünürken, bu eserin ilhamıyla Almanya'da yayımlanan "Truth"u hazırladı. Bu arada Göksel Baktagir'le "Furtuna"yı kaydetti.
Devamını oku...
 
CAHİT BERKAY/ Anadolu Rock, Avrupa'da dikkat çekme arayışımızın sonucunda ortaya çıktı
Moğollar'ın kurucularından, besteci, gitarcı Cahit Berkay, Cem Karaca'nın yol arkadaşlarıyla bir araya geldi, Karadeniz'den Ege'ye Anadolu ezgilerini rock yaklaşımıyla ele aldığı yeni bir albüm kaydetti. Zan Üçlüsü'yle hazırladığı "Toprak"ta, Berkay'a birer parçada klarnetiyle Hüsnü Şenlendirici, tulumuyla Mahmut Turan katıldı. Albüm, 2007 Nisanı'nda, "42'nci Sanat Yılı" logosuyla satışa sunuldu. Berkay, "Genç kuşağa Anadolu Rock kavramını tanıtacak, 1970'lerin duygusuyla hazırlanan, dikkatle dinlendiğinde birçok müzikal sürpriz barındıran bir albüm hazırladım" diyor.
Devamını oku...
 
TANJU DURU / Bestelerim dingin ve hüzünlüdür
Ezginin Günlüğü’nün ilk kadrosunda gitarcıydı Tanju Duru. Grup 1990’da çalışmalarına son verme kararı aldığında o da ayrıldı. Kendine yeni bir yol çizdi. Ev stüdyosu kurdu, kayıtlar yaptı. Nihayet 2007’de ilk albümünü yayımladı. "Duru Zamanlar"da, çizdiği müzikal tabloları Erkan Oğur, Akın Eldes, Muammer Ketencoğlu, Patrick Chartol dahil 16 müzikçiyle birlikte boyadı. Bu vesileyle 2007 Temmuzu'nda müzik serüvenini, hayata bakışını ve albümün öyküsünü anlatmıştı. Duru,  2008 Ekimi'nde doğanın sesini dinlemek için gittiği Aladağlar'da geçirdiği kaza sonrasında, kollektif umursamazlığın kurbanı oldu...
Devamını oku...
 
LOREENA MCKENNITT / Her ilkbaharda toprakla birlikte içimdeki yaratıcı güç uyanır
1996 Mayısı'nda, Stratford'da güneşli bir ilkbahar sabahıydı. Kırlarla çevrili evinin mutfağında oturup, İlkbaharıncoşkusunu seyrederek sorularımızı yanıtladı Loreena Mc Kennitt. Biz ise İkitelli'deki plazamızda çığlıklar arasında, çılgın tempomuzu yaşıyorduk. Elektriğimiz telefon hattından Kanada'ya ulaşacak kadar fazlaydı. 1.5 yıl sonra ilk kez konser turnesine çıkacaktı Loreena. Huzurunu bozmak istemedik. Mitralyöz gibi ateşlemedik sorularımızı. Sohbet ettik yalnızca. Mevsimlerden, İslam kültürüne olan ilgisinden, kaşif ruhundan söz ettik. Cerrahi Tarikatı'yla bağlantı kurmuş, Türkiye'deki üyelerinin ciddi baskı altında yaşadığını duymuştu. "Doğru mu" diye sordu. Dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık.
Devamını oku...
 
MARIA DEL MAR/ Flamenko, Katalan kültürünün sesini ve soluğunu kesti
Hayatını Akdeniz ruhunu keşfetmeye, bu kültürü dünyaya taşımaya adamış bir şarkıcı. Mayorka adasının, Katalan kültürünün temsilcisi aynı zamanda. Konser salonlarına Akdeniz’in sıcaklığını, tuzunu taşıyor. Latin Amerika’nın devrimci müzik geleneğinden etkilenen Del Mar, Franko diktatörlüğü sırasında gözaltına alınmıştı. 1994’te Barselona’da Zülfü Livaneli’yle konserler veren şarkıcı, 2002 Şubatı'nda yine birlikte konser vermek üzere Türkiye’ye geldi. Konser öncesinde İspanya'dan arayıp Katalan kültürü, müziği üzerine konuştuk.
Devamını oku...
 
NIKOS SARAGOUDAS / Üç tutkum var hayatta: Rebetiko, ut ve Yasemin
Nikos Saragoudas, Yunanistan'da rebetiko geleneğini yaşatan eski ustalardan biri. Uttan sonraki en büyük aşkı, eşi Giasemi'yle her akşam mütevazı bir Atina tavernasında sahneye çıkıyor, bu müziğe gönül veren aydınlara hüzünlü şarkılarını söylüyorlar. Beş CD'leri yayımlandı bugüne kadar. 2002'de Türkiye'ye geldiler. Yola çıkmadan, müziksever Stefanos Sofuoğlu çifti Atina'da ziyaret etti. Niko "Müziğin ne olduğunu ut sayesinde öğrendim, bana bu çalgıyı tanıtan Türk müzikçilere minnettarım" diyordu.
Devamını oku...
 
GIORA FEIDMAN/ Klarnetimle ifade edemeyeceğim tek duygu nefret
70 yaşında bir müzik bilgesi Giora Feidman. Klarnet elinde kanatlanıyor, hümanizmin sesine dönüşüyor. "Müzik insanları birbirine yapıştıran kutsal bir tutkal, ben ise içimizdeki sesin aracıyım" diyor müziğini tarif ederken. İlk kez 1995'te İstanbul'da konser vermişti. Yıllar sonra, 2006 Kasımı’nda yine yolunun Türkiye’ye düşeceğini duyunca, Almanya'dan aradık. "Hâlâ iyimser misiniz" diye sorduk. "Din adına cinneti yaşıyor dünya. Mezhepler bile birbirine düştü. Oysa farklı dinler bir araya gelip, sevginin sesine dönüşebilir. Örneğini müziğimle veriyorum" dedi. İşte kendi ağzından, dünden bugüne Feidman.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 21 - 30 Toplam: 52
spacer.png, 0 kB