spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Popüler Müzik
MISIA / Aşk biter fado başlar
"Şarkılarım bireyin varoluş trajedisini anlatır" diyor Misia. Geleneksel Portekiz fadolarını çağdaş edebiyatçıların dizeleri ve yeni düzenlemelerle söylüyor. Japonya, Lübnan, hatta Almanya'daki konserlerinde erkekler hep aynı tepkiyi gösteriyor: Ağlıyorlar. 1998'de Garras Dos Sentidos (Duyguların Pençesinde) albümünü dinledikten sonra bu hüzünlü sesin sahibini merak edip Misia'yı Lizbon'dan aramıştık. Hayal kırıklıkları, aşk ve fadonun ruhu arındırıcı özellikleri üzerine konuşmuştuk.
Devamını oku...
 
SUZANNE VEGA/ 40'ncı doğum gününde Suzanne
Çok değil, üç yıl önce sevinçli ve muzip bir sesle tutkunun şarkılarını söylüyordu. 1980'lerin hüzünlü, yaralı, yalnız kızı gitmiş yerine düşleri gerçekleşmeye başlayan mutlu bir kadın gelmişti. Anne olmuştu, yıllar sonra hayatını paylaşacak insanı bulmuştu, birlikte "Nine Objects Of Desire" gibi müthiş bir albüm hazırlamışlardı. Bugünlerde Avrupa'da ışık hızıyla konserden konsere koşan Suzanne Vega'yı Atina'da bir otel odasında yakaladığımızda hayatının tekrar altüst olduğunu öğrendik. En hüzünlü şarkıları yazacak kadar acıyla bilenmişti. 1999 Temmuzu'ndaki röportajın üstünden yıllar geçti. Kişisel web sayfasına baktığımızda Vega'nın yeniden mutluluğu bulduğunu gördük. 2006 Şubatı'nda avukat ve şair Paul Mills'la hayatını birleştirmiş. Bu da bir başka söyleşinin konusu olsun...
Devamını oku...
 
SUSANA BACA / Yerlilerin geçmişini araştırıyordu, 51'nde şarkıcı oldu, albümü yüzbinler sattı
Perulu ilkokul öğretmeni ve etnolog Susana Baca'nın kapısını şöhret 1995'te, 51 yaşındayken çaldı. Afrika kökenli Peruluların ezgilerini seslendirdiği iki albümü büyük ilgi gören, küçük bir firmadan yayımlandığı halde yüzbinlence satan Baca, 2003'de BBC World Music ödülünü aldı. Şarkıcı, 2001 sonbaharında son albümü için çıktığı Avrupa turnesi kapsamında İstanbul'a uğramıştı. Çevirmen arkadaşımız Sabri Naşit'in yardımıyla şarkıcıya müzik serüvenini sormuştuk.
Devamını oku...
 
WARD SWINGLE/ Swingle Singers, daba diba du sayesinde sınırları aştı, dünyaya yayıldı
The Swingle Singers, 2013'te 50'nci yaşını kutladı. Kadrosu sürekli yenilenen grubun şu andaki üyeleri 20'li yaşlarda. Enerjileri, şarkı söyleme aşkları yerinde. 2001 Şubatı'nda İstanbul'a geleceklerini öğrendiğimizde kurucusu Ward Swingle'ı aradık. Grubun bu kadar uzun zamandır Amerika'dan Japonya'ya sevilerek dinlenmesinin, değişen beğenilere karşın popüler kalmasının sırrını sorduk. "Bach ve daba dibi du sayesinde oldu" dedi.
Devamını oku...
 
GILBERTO GIL/ Kültür dediğiniz anıt, müze değil hayatın bütünüdür
Bazı ülkelerin kültür bakanları derin uykuları, bazılarınınki şarkılarıyla anılır. Ülkesinde bossa novadan sonra en popüler müzik akımını yaratan, albümleriyle Grammy ve 12 altın plak kazanan, bu arada cunta hapisanesinden geçip, sürgüne gönderilen Gilberto Gil, 2003'ten bu yana Brezilya Kültür Bakanı. Kendi deyişiyle "camları taşlıyan adamdı, şimdi cama fırlatılan bir taş" Hafta sonları konser verip, yıllık izninde turneye çıkıyor. 2006 Temmuzu’nda İstanbul Caz Festivali’ne geleceğini öğrenince peşine düştük. Stuttgart konseri öncesi otel telefonundan yakaladık. Bize, "kültürü elitlerin elinden kurtarma, ırkçılıktan, ayrımcılıktan arındırıp, demokratikleştirme" operasyonunu anlattı heyecanla.
Devamını oku...
 
JOAN BAEZ/ Bahçesindeki 200 yıllık meşenin dallarında uyuyor, düzenli meditasyon yapıyor
Yaşlandıkça bilgeleşen müzikçilerden biri Joan Baez. Dünya olaylarıyla hâlâ yakından ilgili, ama eskisi kadar militan değil. 2004 Yazı'nda İstanbul'da vereceği konser öncesinde evinden aramıştık. Sık sık kahkahalarla kesilen sohbetimiz Bağdat'ta geçen çocukluğundan, Başkan Bush'a olan alerjisine, kullandığı meditasyon tekniklerinden bahçesinde hamak kurduğu 200 yıllık meşe ağacına uzandı. 1990'larda, güney illerimizden birinde tatil yaparken kalbini bir Türk'e kaptırdığını sonra mutsuz olduğunu duymuştuk. Kabalık edip ayrıntıları sormadık. Ama "İyi ki hayattayım, bu anı yaşıyorum, bunca acıyı çektiğime değdi" dediği anı sorduğumuzda verdiği cevap gerçekten şaşırtıcıydı.
Devamını oku...
 
ELENI KARAINDROU / Komşumuz için ağlamayı bilmiyoruz, işte bütün sorun bu
Theo Angelopoulos'un "Leyleğin Geciken Adımı", "Ağlayan Çayır", "Ulis'in Bakışı" gibi filmlerine yazdığı müzikler yıllarca gece gündüz İstanbul, Ankara, İzmir'in plakçılarında çalınan, reklam müziklerinde kullanılan Eleni Karaindrou yıllar sonra Türkiye'de ilk konserini Aralık 2006'da vermişti. Yılda en fazla iki konser veren, daha önce İstanbul’daki müzik festivallerinin tekliflerini reddeden müzikçi bu kez sinema çevresinden bir dostunun ricasıyla teklife "evet" demişti. Karaindrou, konserden bir ay önce ön görüşmeler için İstanbul’a geldi. Bu fırsatı değerlendiren Hürriyet ve Sabah’tan birer gazeteci Karaindrou’yla özel röportaj yaptı. Türk hayranının bir internet sözlüğüne yazdığı mesajı öğrendiğinde gözleri dolan, doğa sevgisinden bahsederken “kiraz ağacı olmak isterdim” diyen müzikçiyle yapılan iki söyleşi bir arada...
Devamını oku...
 
MADREDEUS-1/ Bizi moda akımlar içinde değerlendirmeyin lütfen
Fado esinli Portekizce şarkılarıyla dünyanın dört bir yanında yüzbinlerce hayran edinen Madredeus, 2000 yılında okyanus rüzgarı gibi ferahlatan bir albümle çıktı dinleyicilerin karşısına. “Electronico”da grubun şarkıları Craig Armstrong, Dusted, Rob da Bank, Telepopmusik, Manitoba'nın remiks'yle chillout'a dönüştü. Piyanist Carlos Trindade’yi aradık, grubun dünü ve bugününü konuştuk.
Devamını oku...
 
MADREDEUS-2/ Şarkı kötülükleri uzaklaştırır
Madredeus'u dinlemek okyanus kıyısında dalgaları seyretmeye benzer, belki her dalga bir öncekinin aynıdır ama size huzur verir, diyor bir müzik eleştirmeni. 20 yıldır kendi besteledikleri Portekizce hasret şarkılarını (saudade) seslendiren beşli, Amerika'dan Japonya'ya tüm dünyada sadık bir dinleyici kitlesi edindi. Yedi albümleri toplam 3 milyon adet satıldı. Birbiri ardına "Um Amor Infinito" ve "Faluas de Tejo" albümlerini yayımlayan topluluk, 2005 Şubatı’nda ilk konserini vermek üzere İstanbul’a geldi. Bu konser öncesinde solistleri Teresa Salgueiro'yla Lizbon'dan konuştuk. Anlattıklarından öyle etkilendik ki, birkaç ay sonra şehrin büyüsünü merak edip, kendimizi Lizbon’da bulduk.
Devamını oku...
 
BÜLENT ORTAÇGİL-1/ Zaman beni aşırı uzlaşmacı yaptı
Bülent Ortaçgil, son 25 yılda yazdığı 13 şarkıyı 1999’da yeniden yorumladı. Zarfı bırak, mazrufa (içindekine) bak, der eskiler. Zarf'ı Erkan Oğur, Gürol Ağırbaş, Cem Aksel, Hakan Beşer'le yenileyen müzikçi, “mazruf”a da yaşanmışlık duygusunu koydu. Yazları Marmaris Bozburun'da geçiren Ortaçgil'in telefonunu çevirmiş ve “Eski Defterler”i konuşmuştuk. "Benimle Oynar mısın”daki gencin fazla karamsar olduğunu, zaman içinde daha esnek düşünmeyi başardığını söylüyordu.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 31 - 40 Toplam: 52
spacer.png, 0 kB