spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Popüler Müzik
JOAQUİN AMENABAR/ Tango severler çoğalıyor, gençleşiyor
Manuel De Falla Konservatuvarı öğretim üyesi, Orchestra Tipica de la Guardia Vieja'nın kurucu şefi, bandoneoncu Joaquin Amenabar tam bir tango misyoneri. Hem ülkesinde tango geleneğini canlı tutmaya çalışıyor hem de dünyayı dolaşıp konser, konferans, atölye çalışmalarıyla tango ve bandoneonu tanıtıyor, öğretiyor. 2005’in ilk ayında Cervantes Enstitüsü'nün davetliyle İstanbul'a gelip, konser, konferanslar vereceğini duyunca, Amenabar’ı İngiltere'de yakaladık. "Tango cemaati genişliyor, gençleşiyor. Moda akımların monotonluğundan sıkılan gençler tangoya koşuyor” diyen müzikçiyle, tango hakkında doğru sandığımız yanlışları konuştuk.
Devamını oku...
 
FLYING BULGAR KLEZMER BAND/ Dikkat, trapezde trompetçi var!
Torontolu trompetçi David Buchbinder'ın kurduğu 'Flying Bulgar Klezmer Band' unutulan klezmer geleneğini Kanada'da yeniden gündeme getirdi. 14 yılda, ülkede dinlenen etnik müzikler listesinin başına yerleştirdi. Sayesinde bugün Toronto'da dünyanın en büyük Aşkenazi festivallerinden biri düzenleniyor. 2000 yılında, Amerika'da dört CD'leri birbiri ardına yayımlanan grubun Fire albümünde bir İstanbul havasına rastladık. Telefonu çevirip trompetçi Buchbinder'ın ifadesini aldık.
Devamını oku...
 
ERTUĞRUL SEVSAY/ Tüm dünyada çaldığımız Türk tangolarını Türkiye'de seslendirmemiz yasak!
Avusturya'da yaşayan doktor, besteci, akademisyen Ertuğrul Sevsay'ın Viyana'da kurduğu tango topluluğu Band-O-Neon, 11'inci yılını kutluyor. Üç kıtadan, klasik müzik ve tango kökenli 16 sanatçının bir araya geldiği topluluğun repertuvarı 100 yıllık tango geleneğindeki tüm önemli akımları kapsıyor. Ayrıca, Türk tangolarını da içeriyor. 2006’nın son günlerinde, topluluğuyla İstanbul’da vereceği konser öncesinde Sevsay’ı Viyana'dan aradık. Türkiye'de tangoya getirilen yasal sansürden şikayetçiydi. "Dünyayı dolaşıp tango geleneğindeki önemli eserleri seslendiriyoruz. Türk tangolarını da çalıyoruz. Ama bu tangoları Türkiye'de çalmamız yasak" diyordu.
Devamını oku...
 
LOS PARAGUAYOS/ Sıra müzemizi kurmaya geldi
Latin Müziği’nin efsanevi grubu Los Paraguayos yaklaşık yarım yüzyılı geride bıraktı. Fakat hâlâ dünyanın dört bir yanında dinleniyor. Albümleri satılıyor, konserleri ilgiyle izleniyor. 2002'nin ilk günlerinde İstanbul'a yollarının düşeceğini öğrenince, topluluk üyelerinden Carlos Espinoza’ya elektronik postayla bir mesaj gönderdik. Los Paraguayos’un bu kadar uzun süre gündemde kalabilmesinin sırrını sorduk. Bu arada Arjantin’in Assumption kentinde bir müze kurduklarını öğrendik.
Devamını oku...
 
YANSIMALAR / Müziğimizin dinleyicinin ruhunda bir ışık oluşturmasını istiyoruz
Yansımalar, konservatuvardan iki sınıf arkadaşının sadece keyif için kurduğu bir topluluktu. Tasavvuf ile Klasik Türk Muziği'nden besleniyor, geleneksel formlar içinde yenilikçi çalışmalar yapıyordu. 10 yıl sonra Birol Yayla ve Şenol Filiz ikilisene klasik kökenli perküsyoncu Engin Gürkey ve caz kökenli kontrbasçı Nezih Yeşilnil katıldı. İddialı bir gruba dönüştüler. Birol Yayla ve Şenol Filiz'le 2002 Kışı'nda verecekleri bir konserin öncesinde buluştuk, gruptaki dönüşümü konuştuk. Bize 1983'te Yansımalar'ın doğmasına neden olan ve 19 yıl sonra gün ışığına çıkardıkları "Yol" adlı çalışmanın öyküsünü de anlattılar.
Devamını oku...
 
ARTO TUNÇBOYACIYAN/ Karada giden umut gemisi
Denizi olmayan ülkenin donanması, donanması olmayan ülkenin donanma bandosu olur mu? Arto Tunçboyacıyan gibi muzip bir müzikçiye fırsat verilirse bal gibi olur. Uzun zamandır New York'ta yaşayan ve Al DiMeola, Joe Zawinul, Dino Saluzzi, Oregon gibi birçok ünlü usta ve grupla çalışan ünlü perkusyoncu, birbirinden yetenekli 14 Erivanlı genç müzikçiyi bir araya getirerek Armenian Navy Band'i kurdu. Ve 2000 Temmuzu’nda, ABD'de sürprizlerle dolu bir albüm yayımladı. Çevirdik telefonu, karada giden umut gemisini anlatmasını istedik.
Devamını oku...
 
YANNIS SAOULIS/ Tutkulu rebet
Yannis Saoulis'in rebetiko geleneğini günümüze taşıyan, Yunan ve Anadolu ezgilerinin kesiştiği noktaları araştıran bir müzikçi. Şarkı söylüyor, buzuki çalıyor. Saoulis, Selanik doğumlu. Rebetiko tutkusu sayesinde Anadolu müziğiyle tanıştı, merakı onu 1980’lerin sonunda ilk kez İstanbul’a getirdi. Şehre hayran kaldı. 1990’ların sonunda, Avrupa'nın en büyük CD fabrikalarından Sony DADC'nin Kuzey Akdeniz Sorumlusu olunca İstanbul’a yerleşti. Türkçe ve Klasik Türk Müziği dersleri almaya başladı. Derken bir İstanbullu’ya aşık oldu, evlendi. Şimdi Açık Radyo’da her cumartesi saat 15.00'te eşiyle hazırladığı "Ege'nin Köprüsü" adlı programda dünden bugüne rebetiko geleneğini anlatıyor. 1999’da, İstanbul’a yerleşmeye hazırlandığı günlerde, öyküsünü anlatmıştı.
Devamını oku...
 
DULCE PONTES / İsyankar fadoların şarkıcısı
Fadonun geri gelmeyen denizcilerin eşleri, kızları, sevgililerinin okyanus kıyısında söylediği ağıtlardın çıktığı rivayet edilir. Bu yüzden kederlidir, kadercidir. Oysa 1970 doğumlu Pontes isyankar bir popçu üslubuyla söylüyor şarkılarını. Konservatuvar eğitimli sesini ilk kez Portekiz'i temsil ettiği 1991 Eurovision'unda duymuştuk. Yarışmayı kazanamamış, ama şarkısı Belçika'da yayınlanınca ünlü olmuştu. Sonraki 10 yılda beş albümü yayımlandı. Son dördünde fado söylüyordu. Şarkısı Richard Gere'ın oynadığı "Primal Fear/İlk korku" adlı filmde kullanıldıktan sonra ününe ün kattı. Ünlü tenor Roberto Allagna'yla konserler verdi. İlk kez 1990'ların başında Eurovision Türkiye Elemeleri için Türkiye'ye gelmiş, canlı yayında bir şarkı okumuştu. 2000 Eylülü’nde Yapı Kredi Sanat Festivali için İstanbul’a geleceğini öğrenince telefonun başına geçtik, fadoları ve müzik serüvenini konuştuk.
Devamını oku...
 
ENGİN GÜRKEY / Dinleyicisini oynatmayan Türk perküsyoncusuyum
Uzun yıllar boyuna üç ayrı işi bir arada yürüttü Engin Gürkey. Konservatuvarda ders verdi, senfoni orkestralarında görev yaptı, Yansımalar’ın yanı sıra kendi kurduğu üç perküsyon grubunu yönetti. 2007’de, Samim Karaca, Mısırlı Ahmet, Donovan Mixon, Birol Yayla, Marcel Khalife, Hüsnü Şenlendirici dahil toplam 22 müzikçiyi bir araya getirip, "Güldede" albümünü hazırladı. Gürkey bu albüm vesilesiyle müzik serüvenini anlattı.
Devamını oku...
 
HELMUT EISEL/ Kalitesiz müzisyenlerin soykırım sömürüsü Klezmer'in sonunu getirdi
Eisel, bir zamanlar sihirbaz klarnetçi Giora Feidman'ın asistanıydı. Caz ruhu ve emprovizasyon aşkıyla ustasına isyan edip klezmere yeni bir soluk getirdi. Yeniden neşeyi, yaşama sevincini ön plana çıkardı. 2004’te ilk kez Adalar Festivali için İstanbul’a gelip bir konser verdi. Öncesinde telefonunu çaldırdık. Eisel açıksözlü. "Kalitesiz gruplar ve bu müziği soykırımla özdeşleştirme çabaları Klezmer'in sonunu getirdi" diyor.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 41 - 50 Toplam: 51
spacer.png, 0 kB