spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Caz
ERKAN OĞUR/ Telvin 10 yıl gün ışığına çıkmayı bekledi
Erkan Oğur, 1995'te basçı İlkin Deniz ve davulcu Turgut Alp Bekoğlu'yla bir araya gelip yeni, saf müziğin peşine düşmüştü. Aylarca çalıştılar, tartıştılar. Basçı Deniz'in ABD'ye yerleşmesine karşın arayış sürdü. 10 yıl boyunca müzikleri sadece küçük caz kulüplerinde, Northsea gibi yurtdışındaki önemli caz festivallerinde duyuldu. Telvin kıvama ulaşınca, 2004 sonunda kayda girdiler. Bir yıl sürdü. Albüm 2006'nın ilk ayında yayımlandı. İlkin Deniz'in Türkiye'ye gelmesini fırsat bilen üçlü 2005'in son günlerinde ilk kez Telvin repertuvarını İstanbullu konser dinleyicilerine sundu. Erkan Oğur "Telvin tecrübesi üçümüzün de enstrümanımıza, müziğe bakışımızı değiştirdi" diyor.
Devamını oku...
 
WAYNE SHORTER - 1/ Cazın kıdemli astronotu
Çoğu caz dinleyicisi onu Weather Report'un efsanevi saksofoncusu olarak tanıyor. Oysa 1960'larda Miles Davis'in, Art Blakey'nin sağ koluydu. Hep yeninin, duyulmamışın peşinden koştu. Hard bop, caz rock, fussion, funk ve hip hop'u harmanlayıp elektrikle güçlendirdi. 1996'da Caz Festivali'ne konuk olmadan bir hafta önce ABD'den telefonla sorularımızı cevaplarken "Müziğimin hafif olmasından kormuyorum. Hem hafif hem de kaliteli olabilir" diyordu.
Devamını oku...
 
WAYNE SHORTER-2/ Astronotun keyfi yerinde
Miles Davis'in silah arkadaşı, Weather Report efsanesinin yaratıcılarından saksofoncu Wayne Shorter beş yıl aradan sonra, 2000 yılında İstanbul Uluslararası Caz Festivali'ne katılmak üzere Türkiye'ye geldi. Shorter'ı konserinden hemen önce Los Angeles'taki evinden aramış ve son beş yılı konuşmuştuk. Bize eşini kaybetmenin acısını nasıl yendiğini, büyük yankı uyandıran 1+1 albümünü, klasik müzik alanındaki çalışmalarını ve Budizmin faydalarını anlatmıştı. Bu arada sahnede cambazlık yapan müzikçilere karşı uyarmıştı: "Saklanacak bir şeylerin varsa, mesela ton açısından yetersizsen cambazlığa başlarsın, dinleyici eksiğini görmez."
Devamını oku...
 
TEODOSII SPASSOV / Broadway'in sihirli kavalcısı

Bozkırın ve dağların sesi, çobanların can yoldaşı kaval, Bulgar virtüöz Teodosii Spassov'un elinde aslan kesildi. Amerikalı eleştirmenlerin Jethro Tull'ın kurucusu, flütçü Ian Anderson'a benzettikleri Spassov'un yıldızı 10 yıl önce Amerika'da parladı. Hem Gershwin Tiyatrosu'nda "Riverdance" müzikalinde hem de Knitting Factory'de çalıyor. 2000 yılında Türkiye'de de satışa çıkan ilk CD'si "Fish Are Praying For Rain"i dinleyince dayanamadık, New York'tan arayıp "Nasıl oluyor da kaval böyle çalınabiliyor usta" diye sorduk.

Devamını oku...
 
YİNON MUALLEM / İyi bir taksim, parçaya ruhsal derinlik kazandırır

Imageİsrailli perküsyoncu Yinon Muallem, CD'de dinlediği ut sesinin peşine takılıp 2002’de İstanbul'a geldi. Yurdal Tokçan'dan ders aldı. İstanbul Sazendeleri, Tekfen Filarmoni, Ömer Faruk Tekbilek'le çaldı. Bu arada ilk albümü "Changing Moments"ı kaydetti. Türkiye'de hayata bakışının yeniden biçimlendiğini söyleyen müzikçi, ikinci CD'sinde klezmer coşkusunu Klasik Türk Müziği'yle buluşturdu. Muallem, Almanya'da yayımlanan, Türkiye'de de satışa sunulan "Klezmer for the Sultan"ın, gezgin ruhlu bir müzikçinin sesli güncesi olduğunu söylüyor.

Devamını oku...
 
FREDDIE HUBBARD / Hayatımı kazanmak için rock, soul dahil her şeyi çaldım
Trompette kendi sesini yaratan ender ustalardan Freddie Hubbard, 1960'larda, günümüz cazına yön veren John Coltrane, Eric Dolphy, Sonny Rollins'le çalışmış, hard bop akımında yer almıştı. Sonra elektrikli, rock'lu denemelere yöneldi. 1992’de trompetçilerin korkulu rüyası olan dudak yarılması sorunuyla karşı karşıya kaldı. Üç yıl ara verip, 1995’te yeniden sahneye dönmeyi denedi. Üstelik ilk konserini o yılın haziran ayında Yapı Kredi Gençlik Festivali’nde vermek istedi. Türkiye’ye geleceğini duyunca evinden aradık. “Artık eskisi gibi saf caz çalıyorum" diyordu. Don Cherry’den duymuştu Türk müzikseverlerin şöhretini. Ancak heyecanla geldiği İstanbul’da unutamayacağı, acı bir olay yaşayacaktı. Sonraki yıllarda da eski parlak günlerini yakalayamayan trompetçi 2008'in son günlerinde aramızdan ayrılacaktı.
Devamını oku...
 
ÖNDER FOCAN / Türkiye'de caz mafyası var, ben de kara listesindeyim
Sidney Bechet, Thelonious Monk, Horace Silver, Art Blakey, Freddie Hubbard, McCoy Tyner gibi her biri kilometre taşı olan isimlerin arasına 1997'de gitarcı Önder Focan da katıldı. Bill Stewart, Sam Yahel ve John Nugent'la kaydettiği "Beneath The Stars / Yıldızların Altında" albümü, caz efsanelerinin plak firması Blue Note'tan yayımlandı. Bu fırsattan yararlanıp soğuk bir ocak akşamı kapısını çaldık. Caza yaklaşımını, Türk cazını ve mafyasını konuştuk. Aradan 10 yıl geçti, bu kez otantik bir enstrümanı eksen alıp tehlikeli bir denemeye girişti. 2007'de Swing a la Turc'u vesile bilip bir kez daha müzik yaklaşımını konuştuk. İki röportaj birden...
Devamını oku...
 
ERKAN OĞUR -1 / Neşeli müzikler besteleyemiyorum, ne yapsam insan olmanın hüznü çıkıyor ortaya
1983’te perdesiz gitarıyla Fikret Kızılok’un Çekirdek Sanat Evi’nde verdiği resitalle adını ilk kez duyurmuştu Erkan Oğur. Bu resitalde yapılan amatör kayıt sayesinde şöhreti Amerika’ya kadar ulaştı, Philip Catherine gibi efsanevi bir gitarcıyla Almanya’da ilk albümünü kaydetti. Ancak Türkiye’de ilk albümünün yayımlanması için yıllarca beklemesi gerekti. 1996’da “Bir Ömürlük Misafir” albümü piyasaya çıktığında buluşup müzik serüvenini konuşmuş, dillerden düşmeyen “Nerden Geldim İstanbul’a”nın öyküsünü öğrenmiştik.
Devamını oku...
 
DAVID FRIESEN / İkilide enstrümanlar kristal berraklığında duyulur, turne kolaydır, para kazandırır
Dexter Gordon, Joe Handerson gibi caz ustalarının takım arkadaşı, 7 bin kişinin önünde verilen 1,5 saatlik solo kontrbas resitallerinin Amerikalı kahramanı David Friesen, 2004'te gitarcı Önder Focan'la stüdyoya girdi. Reminisce albümünü kaydetti. Ünlü caz firması Blue Note'dan yayımlanan albümle ilgili konuşmak için turnedeki Friesen'in peşine düştük, Seattle'da yakaladık. Friesen "Bu albüme Önder koma sesleri, ben ise Amerika'nın caddelerindeki renkleri ve birlikte çalıştığım caz ustalarından edindiğim tecrübeyi yansıttım" dedi.
Devamını oku...
 
AYDIN ESEN/ Kim demiş çağdaş müzikte elektroniğin öldüğünü!
"Ben buradayım diye bağıran melodi anlayışı 40 yıl önce devrini tamamladı. Şimdi eserin her noktasında beliren, lineer, horizontal melodiler kullanılıyor. Benim çalışmalarımda da melodi bir taraftan kulağınıza çarpıverir, duyar ya da duymazsınız" diyor Aydın Esen. Elektroniğin müzikte gereklilik olduğunu savunuyor. Caz ve çağdaş müzik sularının gözü pek kaşifi Esen, 2006 Eylülü'nde iki albüm birden yayımladı: "Light Years" ve "Extinction" İki albüm toplam 3 saat 10 dakika yenilikçi, elektronik müzik içeriyordu. Geçmiş tecrübelerin ışığında zırhımızı kuşanıp, kapısını çaldık. Dehasından bahsedince yelkenlerini suya indiren, müziğini irdelemeye başlayınca kılıcını çeken Esen'le yeni albümlerini konuştuk. Nice cenk oldu, başımızı kurtardık ama kan kaybı müthişti!
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 81 - 90 Toplam: 97
spacer.png, 0 kB