spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Halk Müzikleri
ERDAL ERZİNCAN / Ses püristlerinin kalesine bağlamayla girdi

Arif Sağ'ı usta, Alevi bağlama geleneğini kılavuz kabul edip çıktığı yolda Erdal Erzincan, Anadolu'daki diğer bağlama geleneklerini de araştırıp kendi sesini yarattı. Konservatuvar tecrübesiyle şelpe geleneğini analiz etti, kendi üslubuna uyarladı. 1996 sonrasında kaydettiği beş albümle, genç yaşta halk müziğinde saygın bir yer edindi. Arif Sağ ve Erol Parlak'la kaydettiği "Bağlama Konçertosu"nda ilk kez sazını halk müziği dışındaki alanlara taşımıştı. 2004'te İranlı kemançacı Kayhan Kalhor'la tanışması yeni bir ufuk açtı önünde. Kalhor ve Ulaş Özdemir'le kaydettiği "The Wind" albümüyle ses püristlerinin kalesi ECM sanatçıları arasına katıldı. Albüm, doğaçlamada hangi noktalara ulaşabileceğinin ilk sinyallerini verdi. 2006'nın son günlerinde konuştuğumuzda "Bu albümden sonra kendime yeni bir yol çizmeye karar verdim" diyordu.

Devamını oku...
 
KAYHAN KALHOR / Erdal Erzincan'ı, Yo-Yo Ma'ya İpekyolu projesi için önereceğim
33 yaşındaki İranlı müzikçi Kayhan Kalhor , Ortadoğu'nun otantik çalgılarından kemançayı son 10 yılda yeniden dünya müziğinin gündemine soktu. Çalışmaları son dört yılda iki kez Grammy’ye aday gösterildi. Bu arada Yo-Yo Ma’nın İpekyolu projesinde yer aldı, birlikte iki albüm kaydetti. Kalhor , ECM’den yayımlanan son albümü “The Wind”de Erdal Erzincan ve Ulaş Özdemir’in bağlaması eşliğinde emprovizasyonun derin sularına dalıyor. Dört Anadolu, üç İran ezgisi üzerine büyüleyici bir dünya kuruyor. Kalhor – Erzincan ikilisinin Avrupa ve Amerika’daki konserleri kadar, yeni albümleri de dünya basınında övgüyle karşılandı. Kalhor, Erzincan’la çalışmalarını sürdüreceğini, hatta İpekyolu projesi için Yo-Yo Ma’ya tavsiye edeceğini söylüyor.
Devamını oku...
 
ERKAN OĞUR / Gasparyan'la egolardan, insani zaaflardan arınmış bir müzik yapmaya gayret ettik
Ermenistanlı dudukçu Civan Gasparyan'la 2000 yılında stüdyoya giren Erkan Oğur, kayıtlar üzerinde altı aylık uzun bir çalışmadan sonra ortak albümü tamamladı. Türküler, anonim ezgiler ve emprovizasyonlardan oluşan Fuad isimli albüm, ertesi yıl yayımlandı. İki sanatçı stüdyoda yaktıkları dostluk ateşini konserlerle de müzikseverlere ulaştırdı. Erkan Oğur’la İstanbul Açıkhava Tiyatrosu’nda Gasparyan’la 2001 Yazı’nda verdikleri konser öncesinde konuştuk.
Devamını oku...
 
RUHİ SU / Elimde sazımla halkın yolunu izledim

ImageSosyalist görüşleri nedeniyle 1952’te tutuklanan, Ankara Devlet Operası’ndaki görevinden çıkarılan basbariton Ruhi Su, bu tarihten sonra kendisini tamamen türkülere adamıştı. 1985’te, 73 yaşında hayata veda ettiğinde geriye 16 adet 45’lik plak, 11 uzunçalar ve çağdaş ozanların şiirlerinden bestelediği birçok türkü bıraktı. BBC Türkçe Yayınlar Servisi’nden Aylin Yazan, kurumun arşivinden, 1977’de yayımlanan kısa röportajı çıkardı ve Ruhu Su’nun ölümünün 30’uncu yılında Arşiv Odası programında yayımladı.

Devamını oku...
 
BRATSCH / Anadolu ezgilerini çok seviyoruz
30 yıldır Avrupa Çingene müziğini yorumlayan Fransız grubu Bratsch, kurucularından Dan Gharibian'ın Harput kökenli olması nedeniyle hep Anadolu Müziği'ne yakın oldu. "Biz nasıl çalacağımıza aklımızla değil yüreğimizle karar veririz" diyen Gharibian müziklerinin günün birinde gelenekselleşeceğini savunuyor. 2002'de Türkiye'ye yollarının düşeceğini öğrenince, Bratsch'ın derviş ruhlu kurucusunu çevirmen arkadaşımız Yelda Başaran ile Fransa'dan aradık. Grubun kuruluşunu, albümlerinin üzerine yapıştırdıkları 1 fenik'in öyküsünü, cazla bağlantılarını konuştuk.
Devamını oku...
 
NEŞET ERTAŞ/ Radyoda beni ölü ilan ettiler
Neşet Ertaş, 30 yıl sonra İstanbul'daki ilk büyük konserini 30 Temmuz 2000’de Açıkhava Tiyatrosu'nda verdi... "Hapisanelere Güneş Doğmuyor"dan "Neredesin Sen"e kadar yüzlerce türkünün yaratıcısı, her biri acı dolu feryat olan bozlaklarını 25 yıldır sadece Almanya'da söylüyor. Türkiye'de yılda bir kez babası için düzenlenen şenlikte çalıyordu. Yıllar sonra doğduğu topraklara 2000 Yazı’nda üç büyük konser vermek için geldi. Ardından yılda en az bir kez İstanbul'da konser vermeye başladı. İlk konser fırsatını değerlendirip Ertaş’la dün ve bugünü konuşmuştuk.
Devamını oku...
 
INTI ILLIMANI/ Sürgünün susturamadığı topluluk
1960'ların sonunda Şili'den Latin Amerika'ya yayılan Nueva Cancion (Yeni Şarkı) akımının en önemli dört temsilcisinden biriydiler. 1973'teki askeri darbeden sonra Victor Jara katledildi, Quilapayun Grubu yedi parçaya bölündü. Geriye Parra'lar ve onlar kaldı. 12 yıl Fransa'da sürgünde yaşayıp 1988'de geri döndüklerinde 15 yaşındaki çocuklar tüm şarkılarını ezbere söylüyordu. And Dağları'nın binlerce yıllık enstrümanlarını, sihirli Inka melodilerini ''yaşanabilir bir dünya'' arzusuyla birleştiren Inti Illimani 35 yıl ve 30 albümden sonra hâlâ sapasağlam ayakta. 2003 Temmuzu’nda İstanbul’a gelecekleri açıklanınca grubun peşine düştük. ''Aradan geçen zamanda sürgün ve kişisel tecrübelerimiz müziğimize Akdeniz, Küba, Afrika renklerini de kattı'' diyen Horacio Duran'ı İtalya turnesi sırasında, otel odasında yakaladık. Cep telefonuyla sahneye kadar peşini bırakmadık...
Devamını oku...
 
BİROL TOPALOĞLU / Sanal olmayan Laz
Birol Topaloğlu radyolarda dinleyip, TV'lerde seyrettiğimiz Lazların "sanal," sergiledikleri kültürün ise yapay olduğunu iddia ediyor. "Lazlar hep horon tepmez, ağıt da söyler" diyen Topaloğlu sekiz yıl önce mühendislik diplomasını çekmeceye koydu; memleketi Rize'yi adım adım gezip sözel kültürü derlemeye başladı. O gün bu gündür anadilinde öğrendiği türküleri dünyanın önemli müzik merkezlerinde söylüyor, CD'ler kaydediyor. Topaloğlu'yla 2002'nin ilk günlerinde İstanbul'da verdiği konser öncesinde buluşmuştuk. Rize'nin yaylalarından Paris'teki Cite de la Musique'e, New York'taki Worldmusic Institute'e uzanan serüvenini anlatmıştı.
Devamını oku...
 
CİVAN GASPARYAN/ Kayısı dalına sihir üfleyen müzikçi
"Günaha Çağrı" ve "Dead Man Walking"... Bu iki filmde duymuştuk Civan Gasparyan'ın hüzün üflediği çalgısını. Ardından Peter Gabriel, L.A Filarmoni ve gitarcı Michael Brook'la yaptığı çalışmalar geldi. Biz de hayatının  60 yılını “duduk”a adayan ustanın peşine düştük. Erivan’ın çok zor duyulan telefon hatlarından 1996'da ilk kez aradığımızda "Türkiye'de yaşayan Ermeni var mı" diye sormuştu. 1999’da ikinci kez aradığımızda yine kızının yardımıyla görüşmüştük ve bize hayatını, müziğe bakışını anlatmıştı. Bu röportajdan sonra Gasparyan üç kez konser için Türkiye’ye geldi, gitarcı Erkan Oğur’la Fuad albümünü kaydetti. İşte Gasparyan’ın ağzından, bir kayısı çubuğuyla dünyayı büyülemenin sırrı.
Devamını oku...
 
YÜCEL PAŞMAKÇI / Bağlama nezih ortamda çalınır
Derlemeci, radyo programcısı, akademisyen, saz sanatçısı ve koro şefi. Hayatını Anadolu ezgilerini günışığına çıkarmaya adayan Yücel Paşmakçı, repertuvar ve üslup bilgisiyle Türk Halk Müziği’nin tartışmasız otoritesi. Arşivlere giren 10 bin Anadolu ezgisini, hem de ikişer kez dinleme şansını elde eden tek fani. En zor uzun havaları bile notaya alabilmesiyle ünlü. Türk Halk Müziği’ndeki engin bilgisine karşın dokuz kuşaktır İstanbullu bir aileden geliyor. Orta okulda müzik notu “sıfır”dı, ama tesadüfler onu saza, türkülere bağladı. 2004’te kazandığı Aydın Doğan Vakfı Ödülü vesilesiyle buluştuk. Bize müziğe bakışını ve hayatını anlattı.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 31 - 40 Toplam: 45
spacer.png, 0 kB