spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Klasik Türk Müziği
MUTLU TORUN / Ut yakın akrabası tanbur, gitar, bağlamadan renkler alabilir

ImageSadece utla, tek başına çıkılan müzikal bir yolculukta, dört dakika 26 saniyede kaç iklim, kaç çağ aşılabilir? Eğer Mutlu Torun (67) gibi bir ustaysa karşınızdaki hiç kendinizi yormayın, sonucu tahmin edemezsiniz. Şerif Muhittin Targan'ı kılavuz seçen, 1960'larda İspanya'ya gidip ustalarıyla flamenko çalışan, akademisyenliğine karşın yeniliğe kapılarını hep açık tutan, 50'sinden sonra öğrencisinden caz emprovizasyonu dersi alıp "öğrencilerime layık olmaya çalışıyorum" diyen bir ustayı, yarattığı ses evrenini fizik kurallarıyla açıklamak imkansız...

Devamını oku...
 
SÜLEYMAN ERGUNER / Tasavvufun standart enstrümanı şah neydi, zorluğu nedeniyle unutuldu

ImageNeyzen, tasavvuf müziği bestecisi, akademisyen ve ilk ney metodunun yazarı. Ağabeyi gibi o da , adını taşıdığı dedesi ünlü neyzen Süleyman Erguner’in yolundan yürüyor. Neylerin atası ve çalınması çok güç olan “şah ney” üzerine uzmanlaşmış. Hayali şah neyi ve “turistik olmayan” tasavvuf müziğini yeniden gündeme getirmek. 1997’de, İstanbul Müzik Festivali’nden önceki söyleşimizde “Tasavvuf müziğinin arabeskleştirilmesi, Araplaştırılması beni rahatsız ediyor” diyordu.

Devamını oku...
 
MURAT AYDEMİR / Yaylı tanbura elimi bile sürmem
Tanburunu ratingi yüksek yerli TV dizilerinde, İncesaz grubunda, Ahenk ikilisinde duyduğumuz Murat Aydemir ilk solo albümünü dört yıllık çalışmayla kaydetti. Albümün açılışında, Tanburi Cemil'in kemençeyle kaydettiği Isfahan Taksimi'ne tanburuyla eşlik ediyor. Ardından Cemil Bey, Refik Fersan, Numan Ağa, Necdet Yaşar , Sedat Öztoprak'ın eserlerini yorumluyor. 36 yaşındaki Aydemir, 2008 Şubatı’nda, albümünün piyasaya çıktığı günlerde müzik serüvenini, yaklaşımını ve yaylı tanbura duyduğu antipatinin nedenlerini anlattı. 
Devamını oku...
 
MUTLU TORUN / İki cami arasında beynamaz oldum
Günümüzün en önemli ut ve lavtacılarından biri Mutlu Torun. Uzun yıllar İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda ders verdi. Aynı zamanda Batı Müziği’ni yakından izledi, flamenkoyu öğrenmek için İspanya’ya gitti. “Hep kendim gibi yeniliğe açık müzikçileri aradım” diyor Torun. 1990’ların ortalarında Grup Mediterrane’yi kurdu. 1998’de İstanbul’da verecekleri ilk konser öncesinde, müzik serüvenini ve grubun öyküsünü anlatmıştı.
Devamını oku...
 
MÜNİP UTANDI / Sesine goygoy virüsü bulaşamadı
Klasik Türk Müziği erbabı, sahnenin sihrine kapılıp gereksiz yere ağdalı okuyan, sözcükleri yayıp, sesini dalgalandırarak şov yapan şarkıcıları eleştirirken "goygoylu söylüyor" nitelemesi yapar. Gazino sahnelerinden yayılıp, Zeki Müren dahil birçok soliste bulaşan bu virüsten korunmak zordur. Duru, sade üslubu, ender rastlanan ses rengiyle Darülelhan ekolünün günümüzdeki nadir temsilcilerinden Münip Utandı "Goygoydan hep uzak durdum, ama az kalsın onun yüzünden müziği bırakıyordum" diyor.
Devamını oku...
 
KANTEMİR / Bir müzik araştırmacısının peşinde 300 yıllık yolculuk
İçlerinden dördü konservatuvardan sınıf arkadaşı olan beş genç, 1990’lardan bu yana Klasik Türk Müziği’nin geçmişi üzerine çalışıyordu. Yalçın Tura’nın günümüz Türkçesine kazandırdığı Kantemir külliyatı, kurdukları icra grubuna adını ve sesini verdi. Yapı Kredi Yayınları'ndan yayımlanan kitapla birlikte verilmek üzere Kantemir'in eserlerini seslendirdiler. “Ruhumuzu, kalbimizin atışlarını geçmişe ayarlayıp bu müziğe öyle yaklaşıyoruz” diyen Kantemir grubu üyeleri 10 yıllık maceralarını anlattı.
Devamını oku...
 
GÜRSEL KOÇAK/ Bektaşi nefesleri mezarlık müziği değil, coşku müziğidir
Anadolunun sesidir Bektaşi nefesleri. İnsanın yüceliğini, benlikten arınmanın önemini anlatır, mümini bağnazlıktan uzak durmaya çağırır. Müzik araştırmacısı Gürsel Koçak yüzyıllardır söylenen nefesleri Rauf Yekta Bey'in derlemesinden yararlanarak yeniden gündeme getirdi. Üç CD yayımladı. 2002 Nisanı'nda da İhsan Özgen, Arif Erdemir, Fahrettin Yarkın gibi usta isimlerden oluşan bir toplulukla İstanbul'da seslendirdi. Konser öncesi Koçak'la nefesler üzerine konuştuk.
Devamını oku...
 
GÖNÜL PAÇACI: Kâr-ı Natık Topluluğu'yla Türk Müziği'nin kara kutusunu açıyor
Klasik Türk Müziği'nde makam bilgisi yüzyıllar boyunca genç kuşaklara Kâr-ı Nâtık'lar yardımıyla aktarıldı. Geleneksel müziğin kara kutusu denebilecek bu eğitici eserler, dönemin önemli bestecilerinin elinden çıkmıştı. 20.yy'da nota bilgisi yaygınlaşınca, unutulmaya terk edildiler. 1994'de, doktora çalışması sırasında Kâr-ı Nâtık'lar üzerine ilk kapsamlı eseri yazan besteci Gönül Paçacı, 2006’da İstanbul’daki CRR Konser Salonu’nda bu eserlerin seslendirildiği beş bölümlük konser dizisi gerçekleştirdi. Paçacı "Genç kuşağın bilmediği, unutulan birçok makam Kâr-ı Nâtık'lar sayesinde günışığına çıkabilir" diyor.
Devamını oku...
 
ATİLLA GÜNDÜZ / Yesari Asım, eserlerini heba etmemek için gazinoya çıkmadı
Sazlar Çalınır Çamlıca'nın Bahçelerinde, Biz Her Gece Heybeli'de Mehtaba Çıkardık gibi şarkılarıyla eski İstanbul hayatına renk katan Yesari Asım Arsoy, 1992'de aramızdan ayrılmıştı. Türk Musikisi Vakfı, ölümünün 10'uncu yılında besteciyi anmak için özel bir konser düzenledi. Konserde koruyu yöneten TRT şeflerinden Atilla Gündüz'le, Yesari Asım'ın müziğini konuştuk. "Eserlerini heba etmemek için soylu bir çaba göstermiş. Tüm tekliflere rağmen gazinoya çıkmamış" diyor Gündüz. 1980'lerde gazino üslubunun TRT'ye sızma girişimine de bir talihsizlik olarak değerlendiriyor: "Bu, Yıldırım Gürses sendromuydu, çoksesli değil, çok sazlıydı."
Devamını oku...
 
BARBAROS ERKÖSE/ Cambazlık günlerim geride kaldı
Erköse Kardeşler, 30 yıldır, oyun havaları denilince ilk akla gelen topluluk. Üçlünün klarnetçi üyesi Barbaros Erköse, 1980'lerin sonunda Alman müzikolog Peter Pannke'yle tanıştı; udi ağabeyi Selahattin ve kemancı kardeşi Ali'den farklı bir yola yöneldi. Eğlendirme kaygısından uzaklaşıp çalgısına ruhunu üflemeye başladı. Pannke ve Anouar Brahem'le kaydettiği albümler adını Avrupa'ya yaydı. Beş yıldır çellist oğlu Tuncay ve kanun çalan torunu Barbaros'la dünyayı dolaşıyor, "Barbaros Erköse Ensemble" adı altında konserler veriyor. 68 yaşında, "Türk Müziği'ne Yolculuk" albümünü yayımlandığında kapısını çaldık. "Klarnette cambazlık günlerim geride kaldı, yeni bir yol, yeni bir ses buldum" diyordu. Albümün açılışındaki etkileyici solosunu sorduğumuzda ise Paris’te yaşadığı bir olayı anlattı: “Konserde genç çiftlere, alımlı hanımlara takıldı gözüm. Kaybolup giden gençliğimi, geride kalan yıllar geçti gözümün önünden. Hüzün çöktü. Otele dönüp, bir kadeh viski istedim. Ve başladım çalmaya.”
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 51 - 60 Toplam: 62
spacer.png, 0 kB