spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Kırkambar
JASPER PARROTT / Hüseyin Sermet beş yılda gerçek değerini bulacak, dünya onu tanıyacak

ImageKlasik müzik dünyasında yıldızları parlatan en önemli isimlerden biri Jasper Parrott. 1965’te, 21 yaşında, dünyanın en önemli menajerlik firması Ibbs and Tillett’te çalışmaya başlamıştı. Heifetz, Casals, Segovia, Cortot, Schnabel gibi efsanelerin ajansında üç yılda yetişti. Aşkenazi, Barenboim gibi isimlerin tercih ettiği bir isimken, zam istediği için işinden kovulup, kendi ajansını kurdu. Bu arada yazarlığa başladı. Türkiye’nin önde gelen festivallerine, konser salonlarına sanatçı sağlayan Parrott, aralık ayının son günlerinde İstanbul’daydı. Bir yandan görüşmeler yapan, diğer yandan İstanbul’da Boğaziçi manzaralı bir ev sahibi olma hayalleri kuran Parrott’la müzik piyasasındaki 30 yıllık gözlemlerini konuştuk.

Devamını oku...
 
CUMHUR CANBAZOĞLU / TRT sansürlemese Anadolu rock, world music akımının ilk büyük öncüsü olabilirdi

ImageFikret Kızılok 2001'de kalp yetmezliğinden öldüğünde, tartışmalı doğum tarihini teyit edecek kaynak bulamayan gazeteci Cumhur Canbazoğlu, Anadolu pop ve rock akımının öncüleri hakkında kitap yazmaya karar verdi. 1963'te Tülay German'ın söylediği "Burçak Tarlası"yla başlayıp, 2000'lerde Barış Akarsu'ya ulaşan akımla ilgili veri toplamaya başladı. Basın taraması, kaynak kişileri bulup görüşmek ve en önemlisi çok sayıdaki çelişkili bilgiyi doğrulatmak tam altı yılını aldı. Kentin Türküsü’nde, 924 müzikçi ve 147 grubun 46 yıllık öyküsünü anlattı. Canbazoğlu "Beni en çok Moğollar'ın 1960'larda çılgın cesaretiyle Avrupa'ya gitmesi, Fransa'da Pink Floyd ve Jimi Hendrix'e verilen Akademi Ödülü'nü alması oldu. TRT sansürü yolunu kesmese Anadolu rock, world music akımının ilk büyük öncüsü olabilirdi" diyor.    

Devamını oku...
 
VAHAKN NİGOGOSYAN/ İstanbullu Stradivarius ustası

ImagePierre Fournier, Pablo Casals, Isaac Stern, Gaspar Cassado gibi efsanevi virtüözlerin lüthiyesi, Amerikan Keman Derneği'nin kurucularından Vahakn Nigogosyan yaşasaydı 14 Şubat 2010’da 100 yaşına basacaktı. 1940'larda Tünel Meydanı'nında açtığı, 1970'lerde New York'taki Carneggie Hall'un karşısına taşıdığı "Stradivarius Atölyesi"nde nadide çalgıları onarırdı. 65 yılda, değerleri 1 ila 5 milyon dolar arasında değişen tam 72 Strad ve sayısız orta değerde enstrüman geçti elinden. Hayali, İstanbul Konservatuvarı'nda enstrüman yapımcılığı bölümü kurmaktı. "Ermenisin, olmaz" dendiği için 1958'de Amerika'ya yerleşmişti. Meslek sırrı kavramından nefret etmesi, Oberlin Konservatuvarı’nda ABD’nin ilk çalgı restorasyon kurslarını başlatması, bilgisini gençlerle paylaşması onu mesleğinin zirvesine taşıdı. Ödüller kazandı. Doğduğu toprakları hiç unutmadı Nigo Usta. Hayatındaki en mutlu anlar, New York'taki Ermeni dostlarıyla buluştuğu, İstanbul'u andığı yemekli toplantılardı. Rakısından bir yudum alıp, arkasına yaslanır, mutluluğunu Türkçe ifade ederdi: "İyi ki doğmuşuz..."

Devamını oku...
 
IAKOVOS NAFPLİOTİS / Ölümünden 66 yıl sonra ülkesine sesiyle döndü

ImageIakovos Nafpliotis, Bizans dini müziğinde ustaların ustasıydı. 1500 yıldır usta çırak ilişkisiyle yeni kuşaklara aktarılan ilahiler ilk kez 1900'lerin başında, İstanbul'da, onun sesinden kaydedilmişti. Amerika'ya gönderilen, oradan dünyaya dağılan taş plaklardaki üslup, makam anlayışı dünyanın dört bir yanındaki Ortodoks din adamlarına ışık tuttu. Nafpliotis, 60 yıllık hizmetten sonra 1939'da Fener Rum Patrikhanesi Başmuganniliği'nden emekli olup, Atina'ya yerleşmiş, üç yıl sonra da hayata veda etmişti. Yunanistan'daki özel koleksiyonlarda kalan taş plakları unutulup gitmişti. Büyük ustanın tüm kayıtları ilk plağının yayımlanmasından 94, ölümünden 66 yıl sonra Beyoğlu Musiki Sevenler Derneği'nin girişimiyle ilk kez bir araya getirildi. 201 ilahiden oluşan 5 CD'lik külliyata, Bizans Müziği hakkında üç dilde hazırlanmış kitapçık eklendi. Beyoğlu Musiki Sevenler Derneği'nden Stelyo Berber "Nafpliotis nihayet sesiyle vatanına döndü" diyor.

Devamını oku...
 
KATHRYN WOODARD / Müziğinin ideolojik kullanımı Adnan Saygun'un dehasını gölgelemez
Teksaslı piyanist Woodard, 1997'de New York Times'ta Stephen Kinzer'ın makalesini okudu. "Klasik Müzik Apolitik midir? Türkiye'de değil" başlıklı yazı, müziğin devlet tarafından ideolojik kullanımını eleştirel bakışla anlatıyordu. Genç piyanist Adnan Saygun'u merak etti, müzikolojiye yöneldi. Türkçe öğrendi, Türkiye'ye geldi. Ve Saygun müziği üzerine eleştirel bakışla bir doktora tezi yazdı. 10 Mayıs 2007’de, Bursa'da düzenlenen Adnan Saygun Sempozyumu için Teksas'tan geldi, Yunus Emre Oratoryosu'nun uluslararası siyasette araç olarak kullanıldığını savunan bir bildiri sundu. "Müzik bir yana, tasavvufun bu amaçla kullanılması, özüne de aykırı" dedi. Sempozyum sonunda Saygun eserlerinden oluşan bir de resital verdi. Sempozyum dinleyicilerini en çok şaşırtan ise böylesine eleştirel yaklaştığı halde, Woodard'ın Saygun müziğine tutkuyla bağlı olmasıydı. Üstelik Yo-Yo Ma'nın repertuvarına sokarak tüm dünyaya yayılmasına katkıda bulunmuştu.
Devamını oku...
 
HANS ULRICH WERNER/ Sokak gürültüsüyle şehir manzarası çiziyor
Alman ses tasarımcısı Hans Ulrich Werner, trafik gürültüsü, konuşmalar, kent uğultusu gibi sesleri kaydedip sonra yeniden birleştirerek sesle şehir manzaraları çiziyor. Bugüne kadar Chicago, Lizbon, Madrid, New York da dahil olmak üzere birçok kentte çalışan Werner, 1998’de Açık Radyo’nun düzenlediği 2. Müzik Şenliği’ne katılmak üzere İstanbul’a gelmiş ve bir söyleşiye katılmıştı. Bu arada kayıtlar yapmıştı. Fırsatı değerlendirip, seslerle kent manzarası çizmenin sırlarını konuştuk.
Devamını oku...
 
CÜNEYT SERMET/ Wynton da gözümden düştü
Cüneyt Sermet, Türkiye'nin en sivri dilli müzik eleştirmeni. Kontrbasçı, eğitimci, radyo programcısı aynı zamanda. Hocasına kızdığı için konservatuvardan ayrılan, oğlu Hüseyin Sermet'i asker disipliniyle eğitip ülkemize parlak bir piyanist kazandıran Cüneyt Sermet, ABD ve Fransa'da bulunduğu yıllarda caza yön veren birçok ünlü isimle yakın arkadaş oldu. 1956'da, ilk kitabını yazdı. 40 yıl sonra, 'Cazın İçinden' için yeniden daktilosunun başına oturdu. 1990'da yayımlanan kitabın, 1999'da genişletilerek ikinci baskısı yapıldı. Fırsatı değerlendirip Sermet'i aradık. Bu röportajdan yıllar sonra, 2006 İstanbul Caz Festivali'nde Sermet'e "Yaşamboyu Başarı Ödülü" verildi.
Devamını oku...
 
KEN ISHIWATA/ Ses filozofu, HI-FI gurusu
Japon elektronik mühendisi Ken İshiwata, mükemmel ses üreten amfi, teyp, CD çalar, radyo ve hoperlorların dünyasında (HI-FI) bir ses dahisi, dahası Ses Filozofu olarak tanınıyor. Astronomik fiyatların geçerli olduğu HI-FI dünyasında yıllardır akıntıya karşı kürek çekiyor. ``Bence gerçek başarı mükemmel sesi, el yakmayacak fiyatlarda sunmak'' diyen İshiwata'nın özel tasarımı olan ürünler 'Kİ' imzasıyla üretiliyor. 2000 Şubatı’nda yolu İstanbul’a düşmüştü. Teybin, CD çaların “duygulu ve karakter sahibi olanını” seven İshiwata ile HI-FI çılgınlıklarını konuştuk.
Devamını oku...
 
HAROLD AGOPYAN/ Kaliforniyalı kayıp ses avcısı
Kaliforniya'daki evlerindeki 2 bin taş plaktan Tamburi Cemil'i, Yorgo Bacanos'u dinleyerek büyüyen Harold Agopyan, Amerika'ya Türk Müziği'ni tanıştırmanın haklı gururunu yaşıyor. 1994'te Tamburi Cemil projesiyle Yılın En İyi Akustik Kaydı ödülünü kazanan Agopyan, şu anda RCA'nın tarihi kayıtları bilgisayarla temizleyip yayımlayan biriminde çalışıyor. Kurduğu Traditional Crossroads firmasıyla Anadolu’nun ses mirasını gün ışığına çıkarıp yayımlıyor.
Devamını oku...
 
KAMURAN GÜNDEMİR/ Yıldız piyanistlerin kırbaçsız öğretmeni
Ruhundaki çocuğu korumayı beceren, yalınkılıç hayatın üstüne yürüyen bir Ayvalık delikanlısı gibi yaşadı hep. Bestecilik ve piyano eğitimi alıp, Paris’te Boulez, Messiaen, Xenakis, Penderecki gibi ustalarla dost olmuşken virtüözite hayallerini bir solukta kenara bıraktı. Yarının piyanistlerini yetiştirmek üzere Türkiye’ye döndü. Eli kırbaçlı eğitmenlerin kol gezdiği konservatuvar aleminde farklı bir yol seçti. "Öğrenciyi doğru bilgi kadar, sevgiyle de kuşatmak gerekir" diyordu Kamuran Gündemir. Bir de iddiası vardı: "Bu memleket cevher kaynıyor, işlemesini bilmiyoruz." 1982’de Ankara Konservatuvarı Piyano Bölümü başkanlığına getirildiğinde iddiasını kanıtladı; birbiri ardına yıldız piyanistler yetiştirdi: Fazıl Say, şimdi Belçika Kraliyet Akademisi öğretim üyesi olan Muhittin Dürrüoğlu Demiriz, Almanya’da yaşayan Emre Elivar ve daha niceleri. 2006’nın Mart ayında, 73 yaşında şekerine yenildi. Gerçekleşmemiş hayallerle ayrıldı aramızdan ama geride unutulmaz dersler bıraktı.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 21 - 30 Toplam: 32
spacer.png, 0 kB