spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
ŞEMSİ YASTIMAN / Bağlama çalmanın zevki, deprem korkusunu bile bastırıyor

Image1994’te, 71’inci doğumgününde hayata veda eden Kırşehirli Şemsi Yastıman destanların, taşlamaların ozanıydı. 1950’lerde, 20’li yaşlarda radyoda yıldızı parladı, uzun yıllar derlemeci, eğitimci, enstrüman yapımcısı, yazar olarak da halk müziğine hizmet verdi. İlk röportajlarından birinde 1946’da Ankara’daki Telgezer Cambazhanesi’nde başlayan sahne öyküsünü anlatmıştı.  

 

Ona bütün arkadaşları “Nükte Kumkuması” diyor. Ben de onun normal konuşmasının gerçekten nükteli olduğuna inanmıştım. Meselâ sorularımın arasında: “Hayatta nelerden anlamazsınız" da vardı. Bu suale bıyık altından güldü, iki satırlık şiirimsi cevabı verdi:
Image“Dans ile maç,
Şemsi oradan kaç.”

"Azizim" diye sözlerine devam eden Şemsi Yastıman’ı beraber dinleyelim:
— Hayatımda danstan ve maçtan hiç hoşlanmadım. Ayıp değil ya? Ne yapalım, biz Anadolu çocuğuyuz.
Nerelisiniz?
— Kırşehir'in içinden.
Bağlamaya nasıl merak saldınız?
— Şimdi 27 yaşındayım, 19 yaşında bağlamayı öğrendim. Babam bunun aleyhindeydi. Tabiî musiki âleti çalmak günahtır diye. Herkesin bir derdi vardır. Değirmencinin su derdi. Benim de o zamanlar sazcılardan, acaba bir perdo veya tezene (Mızrap) kapabilir miyim, diye derdim vardı. Onun için bu gibi meşklerde daima çırpınır, sevdiğim bağlamacıları dikkatle dinlerdim. Tabii evden gizli... Mektep arkadaşım Remzi Yaparel'le 35 kuruşa cura (Küçük bağlama) aldım. Üç ay çaldım. Bir düzen tutturamadım. Nihayet 375 kuruşa bir saz alıp eve getirdim. Anam suratını astı. “Ana, bunu rehin aldık. Üç gün sonra geri götüreceğiz" dedik. İnanmadı. Evde çalmama da mâni olmadı. O sıralarda sık sık zelzele oluyordu. Evdekiler her gece bahçede yatıyor, ben ise evde durmadan bağlamayı rahatça çalabiliyordum. 0 kadar ki bağlama zevki, korkuyu yenebiliyordu. Bu sözlerimin samimiyetine inanın.

Cambazhanede zorla sahneye çıkardılar

İlk defa halk önünde mi yoksa radyoda mı çaldınız?
- 1946 yılında Cebeci'de Rıfat Telgezer cambazhanesinde zorla elimden, kolumdan tutup çıkardılar. O zaman Ankara'ya babamdan gizlice gelmiştim. Daha doğrusu evden kaçmıştım. İkinci defa sahneye Ankara'da İnci Gazinosu'nda çıktım. Gördüğüm alâka beni çok sevindiriyordu. Bilâhare bestekâr Zeki Duygulu grubu ile Zonguldak'a gittim. Burada bir sene kaldım. Ereğli Kömür İşletmesi temsil kolunda bağlama kursu açtım. Rahatça 60'a yakın talebe yetiştirdim. Buradan İzmir'e geldim. Kısmet İzmir'de nişanlanmakmış. Burada Mustafa İpek ve ailesiyle tanıştım. Münevver İpek adındaki kızlarıyla nişanlandım.
Düğün yakında mı?
— Evet.
İzmir'e mi yerleşeceksiniz?
— Hayır. Gayrı İstanbullu olduk sayılırız.
Okuyucularımız Şemsi Yastıman için hep şu noktayı merak ediyor ve birçokları da aynı şeyi soruyor. Şemsi, hususi hayatında da sahnedekinin aynısı mıdır? Bu sualin cevabı “Evet". Nitekim Şemsi’nin sahnedeki büyük muvaffakiyeti buradan geliyor.

Mikrofon aşkı bambaşkadır

Radyoda ilk konserinizi ne zaman verdiniz?
— 1949 yılında Ankara'da.
Heyecan duyduğunuz muhakkak. Bunu nasıl tarif edebilirsiniz?
— Yani, ne diyeyim. Tarifi yapacağım şey şu olabilir: Evet, ilk konserimde şöyle azıcık korkuverdim. Bu korkunun tarifi nasıl yapılabilir? Nasıl ki aşkın tarifi doğru dürüst yapılamıyor. Bu da onun gibi, değil mi? Mikrofon aşkı ve ilk heyecanı bambaşka bir şey..
Radyoda ilk okuduğunuz türküyü hatırlıyor musunuz?
— Elbette, gayet iyi hatırlıyorum:
Ankara’da yedim taze meyvayı,
Boşa çiğnermişim yalan dünyayı
Keskinden yıktırın benim künyeyi
Anama söyleyin anam ağlasın;
Anamdan başkası yalan ağlasın

Okuduğunuz türküler arasından en sevileni?
— Hangisi tutulmuyor ki. Meselâ: “Cendermeler” pek alâka, görüyor. En çok tutulan türkülerden bir başkası:
Ezmeylen ezmeylen,
Dert biter mi gezmeylen,
Mezarımı kızlar kazsın,
Naylon saplı kazmaylan.

Besteniz var mı?
— Evet. Destanım da çoktur.
Dinleyicilerinizden mektup alıyor musunuz?
— Aman azizim, Bana da aşk mektupları geliyor. Ne olacak bilmem ki. Anlayamadığım bir şeyi sizden öğrenebilir miyim?
ImageHay hay...
— Yahu bu, kızların başka işleri güçleri yok mu ki?
Yok ki mektup yazıp gönderiyorlar. Ve yahut size hakikaten âşık olmuşlar. Malûm ya, aşk hiçbir şey dinlemez.
— Vay canına!   
Peki aldığınız mektupları saklıyor musunuz?
— Hiç saklar mıyım, yırtıp atıyorum. Malûm ya nişanlıyız.
(Zeki Tükel / 1951 / Radyo Haftası / Arşiv çalışması, redaksiyon: Serhan Yedig)

Eski Zamanın Kadısı Bağlamaya Şeytan işi Dermiş

   
Telli sazdır bunun adı,
Ne softa ne bir kadı.
Şeytan bunun neresinde.
Abdest alsam aldın demez;
Namaz kılsam kıldın demez.
Kadı gibi haram yemez,
Şeytan bunun neresinde...
(Güfte: Aşık Dertli / Beste: Şemsi Yastıman)

Bekarlık

Evliler gözüyle sultanlık imiş,
Bir moda halini aldı bekârlık,
Mevlâm kaderimiz böyledir demiş Bizlere takıldı kaldı bekârlık
Kadın işleriyle başa çıkamam
Kılık kıyafete temiz bakamam.
Bir ton çıra ile soba yakamam,
Evin içi duman doldu bekârlık
(Güfte ve beste: Şemsi Yastıman)

 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB