spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
TANBURİ CEMİL BEY / Geçmişin ses mirası günümüze nasıl taşınıyor

Image1927 kışında, Varşova’da elçilik yapan Yahya Kemal yurt özlemiyle yazdığı şiirde “Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta / Tanburu, Cemil Bey çalıyor eski plaklarda” diyordu. Şairin şehriyle özdeşleştirdiği ses 11 yıl önce, genç sayılacak yaşta susmuştu. Geriye hayatının son 10 yılında kaydettiği taş plaklar kalmıştı. O plaklar Cemil Bey’in ölümünün 100’üncü yılında yeniden toplu olarak gün ışığına çıktı. Yayımlanan külliyatlar arttı. Üç külliyatı karşılaştırdık.

 

Alman ses teknisyeni Otto Multhaupt, 1905 baharında ses kayıt makinesi ve birkaç sandık dolusu balmumu kovanla İstanbul’a geldi. Hannover’de yeni bir plak fabrikası kurmuştu. Yerel müzikler kaydedip Favorite Record’a yeni pazar kazandırmaktı hedefi.
Türkiye’deki ortağı Şükrü Bey’le birlikte, muhtemelen Pera civarındaki bir otel ya da kulüpten oda kiraladı. Derme çatma stüdyoya dönüştürdü. Mikrofonun icat edilmediği çağda ses izolasyonuna da gerek yoktu. Gramofona benzeyen kulpla çevrilen makinesini kurdu, üstüne ısıtılmış balmumu kovanları yerleştirdi, önüne sahra topu büyüklüğündeki borusunu yerleştirdi.
ImageBorunun önünden birkaç haftada onlarca müzikçi geçti. Her biri “Şükrü Bey namına” anonsuyla başlayan 250 civarında kayıt yapıldı. İşini bitiren Multhaupt, eşyalarını toplayıp ikinci durağı Kahire’ye geçerken, balmumu kovanlar da Almanya’nın yolunu tuttu. Kayıtlar 30 santimetrelik plağa aktarıldı, çoğaltıldı. Trene yüklendi, yine İstanbul’a getirildi. Şükrü Bey’in firması tarafından satışa sunuldu.
Dönemin ünlü solistlerinin Rumca, Türkçe şarkılı taşplaklarının arasında 31 yaşında, şöhreti İstanbul’da kulaktan kulağa yayılan bir virtüözün de 10 taksim kaydı vardı. Favorite Records, 1905 plak kataloğunda bu virtüöze özel bir sayfa ayırmış, üstüne de fotoğrafını basmıştı. Plaklarında olduğu gibi…
Hayatını ders vererek kazanan, konaklarda, hatta sarayda konser veren, nadiren geniş toplulukların karşısına çıkan Tanburi Cemil’in gerçek anlamda ilk kez sesini İstanbul dışına, geniş dinleyici kesimine ulaştıran işte bu taşplaklardı.
Satışların iyi gittiğini rapor alan İngiliz plak firması Gramophone Company, elini çabuk tutup hemen İstanbul’a bir kayıt mühendisi gönderdi. Max Hampe, Cemil Bey’in tanbur ve kemençeyle 10 solo kaydını yaptı. Plaklar 1906’da satışa sunuldu.

100 altını reddetti

Kantocuların, operet yıldızlarının, gazelhanların arasından virtüözitesiyle sıyrılan şaşırtıcı bir üstattı Cemil Bey. Eline aldığı enstrüman bülbül kesiliyordu: Tanbur, kemençe, lavta, viyolonsel, yaylı tanbur… Kayıtlarda kullanmasa da bağlamanın her türünü, hatta zurnayı ustalık düzeyinde çalıyordu. Mevcut enstrümanlar yetmeyince klasik kemençenin farklı boylarını ürettirmiş, viyolonsel boyutuna kadar çıkmıştı.
Plaklarla şöhretinin artması, sultan 2. Abdülhamit’in huzuruna çıkıp 300 altın ve nişanla ödüllendirilmesi, dışişleri bakanlığında katiplik göreviyle sabit gelire kavuşturulması Tanburi Cemil’i pek ilgilendirmiyordu. Mükemmeliyetçiydi ve kayıtlardan pek memnun değildi. Plaklarının ortalığa saçılması, her ortamda dinlenebilir hale gelmesi de onu mutsuz etmişti. Dahası I. Dünya Savaşı’yla dünyanın kan gölüne dönmesi ve muhtemelen tehcirle musikişinas dostlarından bir kısmını yitirmesi melankolisini artırmış, içkiye daha çok sığınmasına neden olmuştu.
İki yılı aşkın süre plak firmalarından uzak durdu, Odeon’a yaptığı birkaç kayıtın dışında stüdyoya girmedi. İngiliz büyükelçisiyle karşılaştığında, Alman firmalarından şikayet etti. Güvenilir bir İngiliz firması önermesini rica etti.
1908’de kapısını Odeon’un İstanbul temsilcisi Blumenthal Biraderler çaldı. Paraya ihtiyacı olan Cemil Bey’i altınlarla kandırmaları zor olmadı. 100 Napolyon altınını Kredi Liyone Bankası’nda açtırdıkları hesaba yatırdılar, anlaşmayı imzalattılar.
Fakat ertesi gün Cemil Bey, plak firmasının Katırcıoğlu Han’daki bürosuna gidip “çalamayacağım” dedi, parayı çekmelerini istedi. Blumenthal Biraderler bu işe hayret etti…
1911’de geçim derdi Tanburi Cemil’i bir kez daha plak firmalarıyla pazarlık masasına oturmaya zorladı. Temsilciliği bırakıp İstanbul’daki ilk plak fabrikasını kuran Blumenthal Biraderler, Cemil Bey’in aile dostu Şevket Bey’i araya sokup sonuca ulaştı. 1911’den itibaren 4,5 yıl birbirinden önemli icralar kaydetti. Ne yazık ki kömür tozu ile reçine karışımı plaklarının ses kalitesi düşük, bir kısmı hatalıydı. Favorite Records da 1911 sonbaharında bir dizi kayıt yaptı. Tanburi Cemil, kayıtları özenle dinliyor, not tutuyor, beğenmediklerini yayımlatmıyordu.
Cemil Bey’in melankoli, alkolizm ve uykusuzluktan zayıf düşmüş bedeni 1916 baharında yakalandığı vereme pek fazla dayanamadı. 28 Temmuz’da 45 yaşında öldüğünde geriye toplam altı yıllık kayıt serüveninin ürünü, 140 eser icrası kaldı.

Vefakar Kaliforniya’lı

Savaş bitti, Cumhuriyet ilan edildi, radyo yayınları başladı, gramofonlar tarih oldu, elektrikli pikaplar çıktı, 78 devirli taş plakların yerini 33 devirli vinil uzunçalarlar aldı, teyp kullanımı yaygınlaştı ve nihayet dijital çağa adım atıldı. Tüm bu gelişmeler ilkel koşullarda kaydedilmiş Tanburi Cemil Bey icralarını eskitemedi. Kayıt süresinin kısalığı nedeniyle ortalama 90, en fazla 130 saniyeye sığdırılmış, dolayısıyla yoğunlaştırılmış, çağın temposuna uydurulmuş taksimler, peşrevler, saz semaileri, gazeller ve şarkılar kuşaklar boyunca taş plaklardan hayranlıkla, coşkuyla dinlendi (*).
Tanburi Cemil Bey dijital çağa ilk adımını 1994’te Juilliard diplomalı 34 yaşındaki Kaliforniya’lı kemancı, prodüktör Harold Agopyan (Hagopian) sayesinde attı. Ölümünden yaklaşık 80 yıl sonra Amerika’da yeniden doğdu.
Agopyan’ın ailesi Kayseri ve Erzurum kökenliydi. 20’nci yüzyılın başında Amerika’ya göç etmişlerdi. Babası, Kaliforniya doğumlu udi Richard Agopyan, Sultan Abdülhamit’in sazendelerinden kanuni Garbis’in öğrencisiydi. Harold, 7 yaşında dinlediği Heifetz’in büyüsüne kapılıp keman öğrenimine başlamıştı, fakat çocukluğu babasının 2 bin plaklık arşivinden Yorgo Bacanos, Tanburi Cemil gibi üstatları dinleyerek geçmişti.
Agopyan, RCA Victor plak firmasında çalışıyordu. Arşivlerdeki Caruso, Kreisler, Rubinstein, Toscanini kayıtlarını dijital ortama aktarıp temizleyen ödüllü ekipteydi. 1994’te Anadolu’nun ses mirasını gün ışığına çıkartmak için kollarını sıvamış, taşplak koleksiyonuyla yetinmeyip koleksiyonerlerdeki plak kalıplarına ulaşmış, bunlardan dijital ortama ses aktarmayı başarmıştı. RCA’nın bilgisayar destekli sayısal ses onarımı sistemine (CEDAR) bu iş için cebinden dakikası 70 dolar ödüyordu.
1994’te Cemil Bey’in tarihi kayıtlarından seçmeleri 3 albüm, toplam 5 CD’de topladı. Kendi firması Traditional Crossroads’tan yayımlanan külliyatta 96 kayıttan toplam 82 eser yer alıyordu. Agopyan, Ercüment Aksoy’la yazdığı CD notlarında Cemil Bey’in yaşam öyküsünün yanı sıra, kısaca Osmanlı müziğini, enstrümanlarını, taksim geleneğini, taşplak kaydı ve ses temizleme teknolojisini anlatmıştı. Albüm ABD’de yılın en iyi akustik kaydı seçildi. Çabası karşılığında Türkiye’deki müzikseverlerden gelen tek övgü Murat Bardakçı’nın köşe yazısıydı. “Nasıl oluyor da New York’ta yaşayan, Türk bile olmayan biri müziğimiz için bu kadar güzel şeyler yapıyor, biz hiçbir şey yapmıyoruz” diye soruyordu Bardakçı.
Kalan Müzik, külliyatın ilk albümünü 1995’te Türkiye’de yayımladı. Diğer albümleri ithal etmeyi tercih etti. Agopyan’ın hazırladığı ilk Tanburi Cemil külliyatı hâlâ satışta.

Tekstilcinin lütfu

Daha kapsamlı bir külliyat için 11 yıl daha beklemek gerekti.
Aslında Agopyan gibi vefa borcuyla yolu çıkan neyzen Şenol Filiz tam 10 yıl uğraşmıştı hayaline ekonomik destek olacak kişiyi, kurumu bulmak için. Çaldığı kapılardan eli boş dönmüştü. Günün birinde Bursa’daki arazisini elden çıkartmakta zorlanan tekstilci dostu Serdar Saydam’a parlak fikirle yardım edip satışı sağladığında, teşekkür olarak projesine destek sağlanmıştı.              
Bugüne kadar yayımlanan en geniş Tanburi Cemil külliyatı Şenol Filiz ve taş plak koleksiyoncusu, araştırmacı, yazar Cemal Ünlü’nün 3 yıllık çalışmasıyla hazırlandı. Pek çok kişi destek verdi: Neyzen Niyazi Sayın, koleksiyoncu Işık Yazan, Melih Özaltıner, Faruk Tuna, Muammer Karabey, Sacit Çavşak, Ohannes Untur, Osmanlı’daki tarihi kayıtları araştıran ve internette meraklılarıyla paylaşan Hollandalı Türkolog Hugo Strötbaum…
Plaklar İhsan Apça’nın 1950’lerden kalma 78 devir çalabilen pikabına, antikacıdan satın aldığı gramofon iğne kolunu monte ederek oluşturduğu cihazda dijital ortama aktarıldı. Dip gürültüsü temizliği enstrümanların ses renklerini etkilemeyecek şekilde sınırlı tutuldu. Meraklısına derinlemesine bilgi veren 145 sayfalık kitap hazırlandı. 
Külliyatta 144 taş plaktan aktarılan 129 eser yer alıyor. Bunlar kronolojik sırayla 9 CD’ye aktarılmış. Seçilenlerle 10’uncu “Best of” CD’si hazırlanmış, aynı içerik ayrıca 33’lük plak olarak basılmış.
Plak boyutundaki kuşa kağıda basılı, fotoğraflı kitapta Osmanlı’daki öncü plak firmalarının öyküleri, Tanburi Cemil kayıtları bibliyografyası, farklı etiketlerle tekrarlanan kayıtlar hakkında bilgi veriliyor. Hatalı basılan plaklar, firma katalogları ve Tanburi Cemil’in notları karşılaştırılarak sunuluyor. Yılmaz Öztuna’dan aktarılan biyografi, Mesut Cemil’in babasını anlatan kitabından alıntılarla, Rauf Yekta ve Cevad Memduh Altar gibi yetkin uzmanların gözlem ve değerlendirmeleriyle desteklenmiş. Sanatçının hicri/miladi takvim farkı nedeniyle yanlış bilinen doğum ve ölüm günü dönemin gazeteleri kaynak gösterilerek düzeltilmiş. Kitapta, Tanburi Cemil’in defterindeki 8 sayfalık kayıt notlarının tıpkı basımı da yer alıyor.
Külliyat, plak endüstrisinin Türkiye’deki tarihi, ilk plak firması Blumenthal Record and Talking Machine hakkında da detaylı bilgiler içeriyor.
Tanburi Cemil külliyatı numaralandırılarak 1500 adet basıldı. Ben geçen ay Idefix’ten 958 numaralı kopyayı satın aldım. Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık’la konuştuğumda, firmanın elinde 4 kopya kaldığını öğrendim. Bu külliyatı edinmek isteyenlerin elini çabuk tutmasında yarar var. Çünkü ikinci baskı için sponsor bulma ihtimali zayıf…

KÜLTÜR AŞ. seçkisi

“Tanburi Cemil Bey Hazinesi” başlıklı son külliyat ağustosta piyasaya çıktı. Yayımcısı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yan kuruluşu Kültür AŞ. Udi Emin Bitmez’in 30 yılda topladığı, incelediği kayıtları bir araya getiren 10 CD’lik seçkide Cemil Bey’in gazel eşlikleri dışındaki türlerde icraları yer alıyor. Toplam 80 eser seçilmiş. Bitmez, albüm notlarında “Plaklar temiz olmasına rağmen ortaya çıkabilecek cızırtı, hışırtı, dönemin kayıtlarından kaynaklı dip ve harici sesler en az seviyeye düşürüldü. NevaRec Stüdyoları’nda gerçekleştirilen kayıtlar ses seviyesi ve kalitesi yükseltilerek temizlendi, tonlamalarda uzun zaman çalışıldı” diyor.
Külliyata eşlik eden CD boyutundaki 72 sayfalık, kuşe kağıda basılı, fotoğraflı kitapçık İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın önsözüyle başlıyor. Diğer tüm metinler Bitmez’e ait. Cemil Bey’in biyografisi, dört taksiminin notaları, icralarda yer alan müzikçilerin isimleri aktarılmış. Ayrıca tanbur tekniği hakkında detaylı analize yer verilmiş. Fakat plakların künye bilgileri belirtilmemiş. Tüm CD’lerin üstünde Orfeon Record’un 10486 seri sayılı Tanburi Cemil plağının etiketi yer alıyor. 
Kendi kültürüne karşı gittikçe kadir, kıymet bilmez hale gelen bir toplumda Tanburi Cemil Bey gibi öncü virtüözün ses mirasının külliyatlarla günümüze aktarılması mucizevi gelişme. Gönül arzu eder ki kayıp albümler de 100’üncü ölüm yıldönümü vesilesiyle ortaya çıkartılıp yayımlansın, bunu inceleme kitapları takip etsin, Cemil Bey günümüz genç müzikçilerinin ses dağarcığında hak ettiği yeri bulabilsin.
(*) Fikret Karakaya, Andante’nin haziran sayısında yayımlanan yazısında Neyzen Aka Gündüz’ün eline geçen Tanburi Cemil kayıtlarını banda kaydettiğini, Nihat Doğu ve Niyazi Sayın koleksiyonuyla kayıt arşivinin genişlediğini, daha sonra bu kayıtların Esin Engin tarafından yedi kasetlik set olarak yayımlandığını belirtiyor.  

ARTILAR, EKSİLER

 

Traditional Crossroads / Harold Agopyan (1994-1995)


ImageKapsam:  96 kayıttan toplam 82 eser, 3 kutuda 5 CD. Tanburi Cemil’i kemençe, lavta, yaylı tanbur, viyolonsel gibi farklı çalgılarda ve taksim, saz semaisi, peşrev, gazel gibi farklı formlarda dinlemek mümkün. 
Ses kalitesi: Orijinal taş plak sesine en yakın külliyat. Buna karşın enstrümanların sesleri diğer külliyatlara oranla hayli zayıf. Dip gürültüsü kimi yerlerde neredeyse müziği perdeleyecek boyutlara ulaşabiliyor.
Albüm notları: 14 sayfalık kitapçığa sığdırılan İngilizce notlar doyurucu. Plakların künyeleri verilmiş. Biyografinin yanı sıra Klasik Türk Müziği, makam, taksim, geleneksel enstrümanlar, kayıt ve ses temizleme teknikleri hakkında bilgi içeriyor. Tanburi Cemil’in müziği Bach ile karşılaştırılarak analiz ediliyor.
Tasarım, ambalaj: 3 CD kutusuna sığdırılan külliyat diğerlerine oranla çok az yer kaplıyor.
Fiyat: Firmanın web sayfasında 60 dolar (www.traditionalcrossroads), ithalatçısı Equinox’un web sayfasında ilk 3 CD, 101 TL (www.equinox-music.com).
  

Kalan / Şenol Filiz-Cemal Ünlü (2016)


ImageKapsam: 144 plaktan 129 eser. 9 CD’ye ilaveten bir “Best of” CD’si ve bunun LP versiyonu. Tanburi Cemil, zurna hariç tüm enstrümanlarda duyuluyor. Form açısından da en zengin seçki.
Ses kalitesi: İhsan Apça, Traditional Crossroads’un 20 yıl önce, o günün en ileri ve pahalı teknolojisiyle eriştiği sonuca, aradan geçen zamanda bilgisayar ve yazılımdaki gelişmeler sayesinde çok daha mütevazı ekipmanlarla erişmeyi başarmış.  Plak etkisini korumak amacıyla dip gürültüsü tamamen temizlenmemiş, enstrümanların ses seviyesi makul düzeyde artırılmış. Bu sayede enstrümanların ton zenginliği dinleyiciye ulaşabiliyor. Kimi taş plakların çok yıpranmış olması enstrümanların güçlü çalınmadığı icralarda dinlemeyi zorlaştırıyor. 
Albüm notları: Kuşe kağıda basılı ciltli kitap, detaylara odaklanmış; taş plak koleksiyonerlerinden, meraklı müzikseverlere kadar her tür dinleyiciyi memnun edecek zengin bilgi içeriyor. Çok sayıda orijinal fotoğraf, tıpkı basım belge kullanılmış. Yine de böylesine ayrıntı içeren bir kitapta taş plakların öyküsü ve teknolojisine ayrılan yer kadar Tanburi Cemil ve müziğiyle ilgili analizleri de okuyabilmemiz gerekirdi. Örneğin virtüözitesinin teknik analizini, enstrüman yapımına merakını, mucitliğini, farklı boyutlardaki kemençelerden keman, viyola, çello, kontrbas ailesi gibi bir grup oluşturma çabalarını ve sonuçlarını, lüthiye ve entrüman tercihi hakkındaki bilgileri… Kayıtlarında piyano bile yer alırken kanun, ney ve ritm çalgıları kullanmamasının sebeplerini…   
Tasarım, ambalaj: LP boyutlarında, orijinal kutulu, tasarımı gösterişli. Ağırlığı 2,5 kg! CD’lerden oluşan bir arşivde rafa sığdırmak pek mümkün değil. 135 sayfalık kitapta dizin olmadığı için bilgi ararken sayfaları defalarca ileri-geri çevirmek gerekiyor. Bu zorunluluk cildin sağlığı açısından zararlı. Kitap elimde 10 tur döndükten sonra arka kapağı cildinden ayrıldı. 
Fiyat: Etiket fiyatı 250 TL. Idefix’te 202,5 TL ve kargo ücretsiz. 

Kültür AŞ / Mehmet Bitmez (2016)

ImageKapsam: 89 eser, 10 CD. Tanburi Cemil’in gazel okudukları hariç her formda, enstrümanda icrasına örnek var.  
Ses kalitesi: Diğer iki külliyata oranla ses düzeyi önemli oranda yükseltilmiş. Dip gürültüsünü ortadan kaldırma çabası kimi kayıtlarda enstrümanların tonlarını matlaştırıyor.   
Albüm notları: 72 sayfalık kitapçıkta biyografinin yanı sıra Tanburi Cemil’i farklı kılan icra tekniklerini inceleyen kapsamlı, diğer külliyatlarda bulunmayan bir analiz yer alıyor. Plak künyeleri verilmemiş. Dikişli, Amerikan cilt kitapçık elinizde birkaç tur döndürüldükten sonra dağılmaya başlıyor. İcralarla ilgili notlarda üç hata dikkat çekici: Birinci CD’deki Saba Makamında Peşrev’de Cemil Bey tanbur çalıyor, açıklamalara viyolonsel yazılmış. Dördüncü CD’deki Nühüft Makamında Peşrev’de Cemil Bey’in kemençe çaldığı yazıyor. Eşlikçi tanburi belirtilmemiş. Kalan külliyatına baktığımızda, bu kayıtta kemençe yerine Bülbüli Salih’in keman, Cemil Bey’in ise tanbur çaldığını görüyoruz! Altıncı CD’deki Bestenigar Şarkı’da eşlikçi udi Şevki Efendi’nin ismi albüm notlarında geçmiyor.    
Tasarım, ambalaj: CD’ler şık kutuda, süngere sıralanmış. Kayıt yüzüne dokunmadan CD’leri yerinden çıkarmak mümkün değil. Dolayısıyla tasarımın şık fakat pek işlevsel olmadığı söylenebilir. 
Fiyat: Etiket fiyatı 120 TL, belediyenin satış biriminde 96 TL. (www.istanbulkitapcisi.com)

DİNLEME NOTLARI

Üç külliyattan, enstrüman çeşitliliğini göz önüne alarak beş kaydı seçtim, ortalama bir müzik sisteminde kulaklıkla dinleyerek karşılaştırdım.

 

Şedd-i Araban Makamında Saz Semaisi (tanbur)


TCR/Agopyan:  Neredeyse gramafondan duyulan orijinal ses… Giriş anonsundaki insan sesinin tonu normal. Diğer kayıtlara göre genel ses düzeyi düşük. İlk 15 saniye plaktaki çizikten kaynaklanan ritmik ses duyuluyor. Sonrasında belirgin dip gürültüsü devam ediyor.
Kalan/Filiz-Ünlü: Ses düzeyi yükseltilmiş. Girişteki anons ilk kayda göre çok daha net duyuluyor. Dip gürültüleri kısmen korunmakla birlikte tanburun sesi çok daha yakında. Ton zenginliği icraya boyut kazandırıyor.
Kültür AŞ./ Bitmez: Ses düzeyi diğerlerine oranla yüksek. Hamamda kaydedilmiş gibi… Girişteki anons çok gerilerden duyuluyor, net değil. Tanbur daha boğuk ve metalik.

Uşşak Saz Semaisi (tanbur/kemençe)


TCR/Agopyan: Dip gürültüsü oranı yüksek, genel ses seviyesi diğer iki kayda oranla yarı yarıya düşük. Son bölümde dip gürültüsü alkışla tempo tutan dinleyicileri anımsatacak kadar yükseliyor. Enstrümanlar zaman zaman birbirini perdeliyor.
Kalan/Filiz-Ünlü: Dip gürültüleri azaltılmakla birlikte korunmuş. Birinci dakikada parmakla masa üstünde ritm tutmayı çağrıştıran dip gürültüsü beliriyor. Ton zenginliğinin korunması sayesinde kemençe ve tanbur birbirinden ayrışmış.
Kültür AŞ./ Bitmez: Dip gürültüsü neredeyse tamamen kaldırılmış. Enstrümanın ton zenginliği korunmuş. Kemençe ve tanbur birbirinden ayrışmış.

Pesendide Taksim (kemençe)


TCR/Agopyan: Dip gürültüsü eserin girişinde enstrümanın pes tınılara ulaştığı noktalarda müziği perdeleyecek kadar yüksek. İlk 30 saniyeden sonra azalıyor. Kemençe tüm berraklığıyla duyuluyor.
Kalan/Filiz-Ünlü: Tren kompartımanında kaydedilmiş gibi yoğun ritmik dip gürültüsüyle başlıyor. Daha sonra ritmi gürültü yerini aşınmadan kaynaklanan genel gürültüye bırakıyor. Kemençe taksim boyunca net duyuluyor.
Kültür AŞ./ Bitmez: Girişteki ritmik dip gürültüsü perdelenmiş, kaydın geri kalanında ise dip gürültüsü neredeyse hiç duyulmuyor. Kayıt seviyesi diğerlerine oranla çok daha yüksek. Fakat tizlerin törpülenmesi renk zenginliğini perdeleyip tüm kaydı matlaştırmış.

Ferahfeza Saz Semaisi (yaylı tanbur)


TCR/Agopyan: Yıpranmışlığın getirdiği sürekli dip gürültüsü girişte enstrümanın sesiyle yer yer eşit düzeye yükseliyor. Ezginin gelişimini takibi güçleştiriyor.
Kalan/Filiz-Ünlü: Dipten gelen şimendifer efektine karşın enstrümanın ses düzeyi iyi. Tonlar doğal haline yakın.
Kültür AŞ. / Bitmez: Ses düzeyi TCR’ye oranla neredeyse iki kat yüksek. Dip gürültüsü yok denecek kadar az. Buna karşın enstrümanın tonlarında belirgin matlaşma seziliyor.

Uşşak makamında taksim (viyolonsel)


TCR/Agopyan: Düşük ses düzeyiyle ilerleyen bir taksim. Tonlar yerli yerinde. Dip gürültüsü sürekli olmakla birlikte rahatsız etmiyor.
Kalan/Filiz-Ünlü: Karakteristik viyolonsel renklerinin çok net duyulabildiği kayıtlardan biri. Dip gürültüsü rahatsız edecek seviyenin altına indirilmiş.
Kültür AŞ. / Bitmez: Külliyattaki başarılı ses restorasyonu örneklerinden biri. Gülizar Makamında Taksim’de nasıl tanburu tüm renkleriyle duyabiliyorsak, burada da viyolonseli aynı derinlikle dinleyebiliyoruz.
(Serhan Yedig / Ekim 2016 / Andante Dergisi)

 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB