spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
CEMİL CANKAT / İstanbul’a otomobil almaya gitmiştim, Urfa’ya şöhretli döndüm

ImageUrfa’nın Etrafı Dumanlı Dağlar, Diyarbakır Şat Akar gibi pek çok türkünün bestecisi Cemil Cankat şofördü. “Dağlarda kamyonla, otomobille gezerken zamanın şarkılarını söylerdim” diyordu müziği nasıl öğrendiğini anlatırken. İlk bestesi Pencereden Kar Geliyor’u, “notasız, kalemsiz” bestelemişti. İstanbul’da pek çok plak kaydetti, film çevirdi, türküleri Zehra Bilir, Müzeyyen Senar gibi şöhretlerin repertuvarına girdi. Fakat Cankat, şehri Urfa’dan ve mesleğinden vazgeçmedi. 1976’da, 63 yaşında hayata veda ettiğinde geriye onlarca popüler türkü bıraktı.


 

"Musikimiz bambaşka bir alemdir vesselam. Hele o eski şarkılar yok mu, vallahi ne diyeyim, hepsi birer abide. Garip gelecek sözlerim amma ben bu gibi şarkılara hastalık derecesinde vurgunum. Dinlediğim herhangi bir eser gözyaşlarına sebep olur, dersem inanmazlık etmeyin. Hele Şevki Bey'in eserleri..."
ImageSözünü kesiyorum:
Sizin de sevilen birçok besteniz var. Bunlar arasında...
"Evet ama bırakın o bahsi sonra konuşalım. Şimdi Şevki Bey'den bahsediyoruz..."
Cemil Cankat pek hoşsohbet, rahat bir adam. Kahve tiryakisi olduğu arka arkaya içmesinden belli. Sigarayla arası hiç hoş değilmiş.
"Aman" diyor. "Sigara içenlerin aklına şaşayım..."
Kahvelerimizi içerken musiki aşkının nasıl doğduğunu, bestekârlığa nasıl başladığını onun ağzından dinleyelim...

Neye niyet neye kısmet

"Urfa'da doğdum. 38 yaşındayım. Haa, evvelâ şunu söylemeliyim. Çok iyi otomobil kullanırım, direksiyonu 10 yaşındayken öğrenmiştim. O zamanlar sesimin güzel olduğu söylenirdi hep. Benim de en büyük zevkim direksiyon başında zamanın şarkılarını söylemekti. Buna bayılırdım. Geçenlerde sizin mecmuada çıkmıştı, herkes kendi sesini beğenirmiş. Amma doğru söz, dağlarda otomobille, kamyonla gezinirken hep okurdum. Ve bu arada nereden, nasıl geldiğini anlayamadığım bir hisle şarkı da yaptım. Notasız, kalemsiz sadece kulak dolgunluğuyla yaptığım bu şarkı hâlâ okunmaktadır ve sevildiğini zannediyorum. İlk bestemi merak ettiniz galiba, söyleyeyim, bir mayadır: Pencereden Kar Geliyor... Bu maya Urfa'da çok sevilmişti. Dilden dile dolaşıyordu; o zamanlar İstanbul'a, Sahibinin Sesi'ne bir otomobil almaya gelmiştim. Plâk kısmı şefi Artaki Candan'ın odasına yanlışlıkla girmişim. Candan'ı tanımıyordum. Sadece ismini işitiyordum. Odada iki genç kızın sesini dinliyordu. Beni görünce, "Oturun" dedi.
"Kime söylüyor, diye arkama bakındım. Amma oturmaktan da kendimi alamadım. Kızları dinledikten sonra: Sen Naci Bey'in gönderdiği delikanlısın değil mi, diye sordu. 'Hayır' diyemedim; üstad devam etti:
— Bakalım sesin methedildiği kadar güzel mi?
Ne söyleyeceğimi şaşırmıştım. Yani, evet, diyemezdim. Nedense itiraz da edemiyordum; 'Oku bakalım' deyince hani nasıl derler lâf olsun diye Pencereden Kar Geliyor'u okudum: Hayretle dinledi. Bunun bestekârı kim, diye sordu. Ben, deyince inanmadı. Sadece 'Evet, Naci Bey'in söylediği kadar varmış bravo' dedi.
Naci Bey kimdi. Tabii bundan haberim yoktu; Ben sadece davetsiz misafirdim. Vaziyeti bilâhare Artaki Candan'a anlatınca o da hayretler içinde kaldı. Hiç unutmam:
'Bazı kıymetler çok garip tesadüflerle sanat hayatına atılır. Sen de onlardan birisin' dedi.
İki ay sonra 'Pencereden Kar Geliyor' plâğını doldurdum. Çok iyi de satış yaptı. İşte, böylece İstanbul'a bir otomobil satın almaya gelince musiki yolunda güzel tesadüfler sayesinde yürümeye başladım."

Katiyen şahsa yönelik beste yapmam

Memnun musunuz?
- Ona ne şüphe.
ImageEvli misiniz?
- Evet, 15 senedir evliyim. 14;
13 ve 10 yaşlarında üç yavrum var. (Sağdaki fotoğraf: Eşi Sıdıka Cankat ile)
Saz çalar mısınız?
- Evet. Bağlamayı çok iyi çalarım; Tabii kendime göre.
Bu sahada unutamayacağınız, tatlı bir hâtıranızı anlatır mısız?
- Çok var. Bir tanesini anlatayım. İlk plâğımı doldurduğum zaman Diyarıbakır'a gitmiştim. Plâk piyasaya çıkınca üstad Artaki Candan, Diyarıbakır'a geldi. Benimle mukavele yaptı. Mukaveleyi imzalarken sevincimi unutamayacağım. Tekrar İstanbul'a getirildim, iki plak doldurdum.
Kaç besteniz var?
- 90'a yakın.
En çok hangi bestenizi seversiniz?
- İnsan çocuklarından hangisini daha çok sever ki?
Gıpta ettiğiniz tek ses kim?
- Tek isim mi? (Bir müddet daldıktan sonra) Merhum Hafız Burhan...
Bestelerle ilgili başınızdan geçen herhangi bir hâdise var mı?
- Ne gibi?
Meselâ bir aşk macerasının hikâyesi...
- Ben bestelerimi katiyen şahsa yapmam. Eserlerim harcıalem-dir; Bütün makamlar mevcuttur diyebilirim. Bazı eserlerim Azeri lehçesine kaçar.

Bağdat, Beyrut, İskenderiye, Şam

ve Kahire’de başarılı konserler verdim

ImageEserlerinizden birkaçını söyler misiniz?
- Urfa’nın Etrafı Dumanlı Dağlar, Ayağına Giymiş Kara Yemeni, Dağdan Kestim Kereste, Ay Cemo; Ay Cemile,  Pınara Varmadın mı, Diyarbakır Şat Akar... Bestelerimin birçoğunu Müzeyyen Senar, Zehra Bilir, Suzan Yakar, Suzan Güven de plağâ okumuştur.
Neden sahnede okumuyorsunuz?
- Sahnede okumaktan hoşlanıyorum. Yalnız bazı müstakil konserler verdim. Bu arada Beyrut, Bağdat, Kahire ve İskenderiye'de sayısız başarılı konser verdim.
Kolleksiyon merakınız var mı?
- Garip bir merakım var. Senede en az üç-dört hususi otomobil değiştiririm. Piyasaya yeni otomobil modeli çıktı mı, haftaya o modelin eşini bende görebilirseniz; bir nevi hastalık.
Böyle hastalığa can kurban.
Image- Öyle diyorlar
Peki, affedersiniz amma; bu otomobil çocuk oyuncağı değil. Para vazivetini nasıl hallediyorsunuz? Malûm ya en son model otolar 17-18 bin arası...
- Öyle amma; ben bu işin kurdu oldum sayılır. 15'e alır, 16'ya satmasını biliriz Ama yazmayın, ayıp olur doğrusu...
(Zeki Tükel / 24 Şubat 1951 / Radyo Haftası / Arşiv çalışması, redaksiyon: Serhan Yedig)

Linkler

Cemil Cankat’ın detaylı biyografisi
You Tube’deki türküleri

 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB