spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Ü. YAŞAR OĞUZCAN/ 100 bin plak satan yapımcı telif öderken yakınınca Veysel parasını geri vermişti

ImageAşık Veysel’in sağlığında tüm şiirlerini ilk kez bir araya getirmiş, biyografisini yazmıştı şair Ümit Yaşar Oğuzcan. Ozanın ölümünün 10’uncu yılında TRT’de yayımlanan bir anma programında Veysel’le birbirlerine yazdıkları şiirleri de okumuştu. Bu vesileyle kapısını çalan gazeteciye anılarını anlatmıştı.

 

21 Mart 1973… Halk ozanı Aşık Veysel’i bu tarihte yitirmiştik. Tam 10 yıl geçti üzerinden. Ne var ki, Veysel ne unutuldu ne de ününü yitirdi. Tam tersi… Her geçen gün sevenleri çoğalmakta, şiirleri eskisinden daha çok sevilmekte, okunmakta.
Aşık Veysel’i yakından tanıyanlardan biri de şair Ümit Yaşar Oğuzcan’dı. “Umut Yaşar” adını takmıştı Veysel ona…
Image“Aşık geleneğine tutkun bir şair olarak gençliğimden beri Aşık Veysel ile tanışmak istiyordum” diye anlatıyor bu tanışıklığın öyküsünü Ümit Yaşar. “Sonunda bir rastlantı sonucu kendisiyle 1955 yılında tanıştım. O sıralar çokça düzenlenen şiir matinelerinden birine katılmıştı. Yanına gittim, kendimi tanıttım. Uzun süre sohbet ettik. Fakat asıl dostluğumuz ikinci karşılaşmamızda kuruldu. 1960’lı yılların sonuna doğru Yelken Dergisi’ni yayımlayan Rüknettin Hasuhioğlu, Karaköy’de sevimli bir lokal açmıştı. Bir gece beni lokaline çağırdı. ‘Aşık Veysel ve Bedri Rahmi gelecek’ dedi. Hem Aşık Veysel’le söyleşecek hem de en az şiirleri kadar resimlerini de sevdiğim Bedri Rahmi ile tanışacaktım. Tabii çok sevindim ve gittim. Rüknettin Bey’in sayesinde o akşam iki dost birden kazanmıştım.”

Veysel kitabı 2 ayda tükendi

Ümit Yaşar, Aşık Veysel’in tüm şiirlerini içeren bir kitabın derleme ve düzenlemesini de yapmıştı…
 “Tanışmamızdan birkaç ay sonra bir görev nedeniyle Ankara’ya gittiğimde, o sıralar bağlı bulunduğum bankanın kültür yayınları ile ilgilenen arkadaşımla konuşurken, Veysel’in tüm şiirlerini içeren bir kitap basmasını önerdim. Benim hazırlamam koşuluyla kabul etti. Ben de Aşık Veysel’le köyünde konuşmak için düştüm yollara. Soğuk bir sonbahar sabahı vardık Sivas’a. Oradan Şarkışla’ya… Oradan da Veysel’in köyü Sivrialan’a. Aşık bizi sevgiyle, sevinçle karşıladı. Böylece şiirlerini kendisinden dinleyip bir kitap yazma olanağı buldum. Yanımda küçük bir teyp götürmüştüm. Şiirlerinin yanı sıra yaşamını da kendi sesinden kaydettim. Kitabın ilk baskısını 10 bin adet yapmıştık. İki ayda tükendi. Sonra üç baskı daha yaptı ve toplam 60 bin’e ulaştı. Son baskısı yine tükendi. Bugünlerde yeni bir baskısı daha yapılacak.”
Oğuzcan, Veysel’in şiirlerini kitapta topladıktan sonra ozanı hayranlarıyla buluşturacak bir de imza günü düzenlemişti.
“İmza günü için aşık İstanbul’a geldi. Bu son gelişi olacaktı. Rahatsızlığı sürekli artıyordu. Davet etme nedenlerimden biri de bir türlü ödenmeyen, çarçur olan telif haklarını almasını sağlamaktı. İmza gününde Veysel’in okurlarıyla karışlaşması, okurlarının aşığa gösterdikleri sevgi çok güzel bir anıydı benim için. İstanbul’da bulunduğu o günlerde biraz önce sözünü ettiğim telif haklarıyla ilgili bir olay Veysel’in kişiliğini göstermesi açısından benim için çok önemlidir. Hatırlarsanız o sıralar özellikle bir türküsü çok sevilmiş ve plaklara okunmuştu: “Uzun İnce Bir Yoldayım”. Telif hakkını almak üzere plağı basan firmaya gitmiştik. O günlerde söz hakkı olarak şairlere 500 lira gibi komik bir ücret veriliyordu. Veysel’in şarkı yapılan plağı en az 100 bin satmıştı. Onun için plakçıya önceden telefon edip hiç değilse 10 bin lira vermesini söyledim. Güç bela 5 bin liraya ikna oldu. Çağırdığı saatte kalktık gittik. Veysel, ben, oğlu ve avukat dostumuzla. Plak firmasının sahibi parayı masanın üzerine koydu. Veysel’in oğlu da alıp saymaya başlamıştı ki, şirketin sahibi ‘Böyle bir telif ücretini ilk defa veriyorum. Aman duyulmasın. Eğer duyulursa başa çıkamayız, zarar ederiz’ diyerek yakınmaya başlayınca Veysel oğluna döndü ve ‘Ver beye parayı Ahmet, ben kimsenin benim yüzümden zarara girmesini istemem. Helali hoş olsun. Haydi bize eyvallah’ deyip ayağa kalktı. Plakçı sonunda kırdığı potu anlayıp parayı Veysel’e verebilmek için bir hayli uğraştı ama boşuna. İşte böyle bir insandı Aşık Veysel.”

Umut Yaşar’a şiir yazdı

Bu dostluğun anısına bir de şiir yazmıştı Veysel… Oğuzcan anlatıyor öyküsünü…
“Veysel bana Umut Yaşar diye hitap ederdi. İstanbul’a son geldiğinde hastalığı artınca bir hafta kadar hastanede yatmıştı. Bu sürede odası hayranlarıyla dolmuş, taşmıştı. Kendisini ziyarete gittiğim bir gün ona yazdığım şiirlerden birkaçını okudum. ‘Gel otur bakalım Umut Yaşar, ben de sana bir şiir yazdım, okuyayım da dinle’ dedi. Ve şu şiiri okudu:

Dünya çok şirin geçilmez
Sağ oldukça umut yaşar
Seksen, doksan, yüz yaş ulaş
Yine onda umut yaşar

Ümit Allah’tan kesilmez
Bu ne hikmet kimse bilmez
Türlü derdi çeker gülmez
Yine onda umut yaşar

Gönül ümidin yoldaşı
Durmaz gezer dağı taşı
Son nefeste olsa kişi
Yine onda umut yaşar

Yalvar Veysel gündüz gece
Allah emretmiş böylece
Teneşire çıkına
Yine onda umut yaşar

Image
Oğuzcan’ın Veysel’e yazdığı şiir “Dostlar Seni Unutur mu” adını taşıyordu. Dostunu, ölümünden sonra onun üslubuyla yazdığı dizelerle uğurladı:  “Veysel’in Ardından.”

Yetmiş dokuz yıl sazıyla
Yaşadı iç içe Veysel
Dolaştı bütün yurdunu
Bir uçtan bir uca Veysel..

Gördü aşkın her katını
Tattı söz sanatını
Bir ozanlık anıtını
Döktü hece hece Veysel.

Yedisinden beri kördü
Ne ağaç, ne çiçek gördü
Yaşadı bütün bir ömrü
Baştan başa Veysel.

İnanmıştı o bir kere
Bir gün küsmedi kadere
Yazık! Yenildi kansere
Göçüp gitti Koca Veysel.

Veysel adı ölmez Yaşar
Anılır mahşere kadar
Bugün onun yolundalar
Nice Ümit, nice Veysel.


(Serhan Yedig / 3 Ekim 1983 / TV’de 7 Gün Dergisi)

Not: Ümit Yaşar Oğuzcan, bu görüşmeden 13 ay sonra 58 yaşında hayata veda etmişti.

Linkler

70 yaşındaki Veysel radyo röportajında kendisini anlatıyor

Aşık Veysel'le 1956'da Dinar'da yapılan söyleşi

 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB