spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
MUHLİS AKARSU/Sevgisizliğin çoğaldığı günümüzde bitmek bilmez sevgilerin türküsünü söylüyorum

Image1980’lerin başında ozan Muhlis Akarsu “Dağlar Seni Delik Delik Delerim”i besteler. Radyoda söyler. Arkadaşı Arif Sağ , programdaki diğer deyişlere oranla “hafif” bulur. Sağ, birkaç hafta sonra evinde ziyaretine gelen Akarsu’ya “Ola ki öleceğin tutar, senin videonu çekeyim” der. Akarsu, “Dağlar”ı okur. Dinledikçe deyişi seven Sağ o günlerde yeni plak kaydeden Belkıs Akkale’nin okumasını sağlar. Ve deyiş unutulmazlar arasına girer. Ölümünden 8 yıl önce yayımlanan röportajda Akarsu müziğini anlatıyor.  

 

Türk Halk Müziği’yle ilgilenmeyenlerin bile deyişleriyle tanıdığı Muhlis Akarsu, Cem Karaca’nın zirvede bulunduğu yıllarda söylediği “Obur Dünya” ve sonrasında dillerde dolaşan “Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin”le geniş kitlelere ulaşmıştı. Bir de bugünlerde 'söyledikleri' var.
Muhlis Akarsu değişik özellikleri olan bir sanatçı. Türk Halk Müziği uzmanlarına göre, sesi solist düzeyinde olan ender aşıklardan. Deyişlerinde birbirinden çok farklı konuları başarıyla işlemesiyle tanınıyor. Bir başka yanı da oldukça üretken olması. Aşık geleneğinin yok olmaya sürüklendiği günümüzde, geleneği yaşatma açısından belki de en önemli özelliği bu Akarsu'nun.

Deyişlerimin konusunu dünden

yarına var olan konulardan seçerim

Ozanın deyişlerinin sayısı 300'ü aşıyor. Bunlardan 20'si TRT repertuvarına girmiş. Yaklaşık 15 yıllık sürede 15 kaset, 2 uzunçalar, 100'ün üstünde 45'lik plak hazırlanmış. İlk bakışta geçmişte kaldığı düşünülse de bu çalışmaların çoğu günümüzde de sevilerek dinleniyor. Ozanın deyişleri zaman aşımına karşı savaşı kazanmış. İşte Muhlis Akarsu'nun deyişlerindeki kendine özgülük de burada saklı.
"Ben dün de var olan, yarın da var olacağını sandığım konuları işlerim deyişlerimde" diyor ozan.
"Sevda dün de vardı, bugün de var, yarın da var olacak. ayrılık da öyle, gariplik de öyle ne yazık ki gurbetlik de... Ama deyişlerimde kendi bakış açımı yansıtırım. Eskimeyen bu olsa gerek. Sonra felsefi konuları işlerim sık sık. Bektaşilerin dünyaya, insanlara sevgiyle bakışı yansır deyişlerin sözlerine. Sevgisizliğin çoğaldığı günümüzde ben dostluğun, bitmek tükenmek bilmez sevgilerin türküsünü söylüyorum..."
Image Akarsu deyişlerini sessiz ve huzurlu ortamlarda yazıyor. Çoğunlukla İstanbul'un yoğun gürültüsünden, telaşından kaçıp, Sarıyer'de orman içindeki küçük restoranda çalışıyor.

Telif almakta zorlanıyor

Ozanın yayımlanan kaset ve plaklarından bahsederken insanın aklına ister istemez bunların parasal karşılığı geliyor. Ancak konuya bu açıdan bakınca durum hiç de parlak değil. Çünkü Akarsu iki yıl öncesine değin hiçbir deyişinin gerçek parasal karşılığını alamamış. Şimdilerde az da olsa telif alabildiğini ama telif hakları Batı standartlarıyla uygulanmadığı için çok büyük değişiklik olmadığını söylüyor. Örnek olarak da telif ödemediği için mahkemeye verdiği şirketin davayı iki yıldır sürüncemede bırakmasını gösteriyor. Ozan iki yıl öncesine kadar korsanlık yüzünden tüm kaset çalışmalarını Almanya'da yapmış. Batı standartlarıyla çalışmaya alışan Akarsu'nun en garibine giden şeylerden biri de yüzbinlerce satan kasetlerle, birkaç bin satan kasetlerdeki deyişlerine aynı ücretin ödemmesi. Unkapanı piyasasında tek kasetle şirket kurmanın sırrı bu olsa gerek...

Bir deyişin ilginç öyküsü

Muhlis Akarsu ile deyişleri üzerine söyleşirken üç yıl önce yılın türküsü seçilen "Dağlar Seni Delik (Delerim) Ederim"in ilginç öyküsünü öğrendik. Ozan bu öyküyü şöyle anlatıyor:
"Bu deyişin sözlerini yazarken çok heyecanlanmıştım. Ezgisini bulurken de öyle.... Tamamladıktan sonra çok sevdiğim için sürekli çalıp söylüyordum. Radyodaki bir çalışma sırasında da çaldım. Arkadaşlar diğer deyişlerden sonra çok hafif kaldığını söyledi. Bunu söyleyen dostum Arif Sağ'dı. Aradan birkaç gün geçti. Arif'e misafirliğe gittim. 'Haydi bir şeyler Imageçal da seni videoya çekeyim. Ola ki öleceğin tutar. Bize anın kalsın' dedi. Dağlar'ı okudum ben de. Çekimi yaptıktan sonra birkaç kez izledi. Fikri değişmişti. Yahu ne güzelmiş, dedi bu kez. Belkıs'ın o günlerde plağı çıkacakmış. Arif'in önerisiyle bu deyişi de okumuş sonrası malum..."
Akarsu son yıllarda toplu konserlerden ikili, üçlü kaset çalışmalarına ve tek konserlere yöneliyor. Bu değişikliğin nedeni, ozanın dinleyici kitlesini nicelik olarak daha iyi tanımaya başlaması. Önümüzdeki günlerde İstanbul'dan başlayacak büyük kentlerimizde semt konserleri düzenlemeyi planlıyor. Bir başka tasarısı da bundan böyle her yıl biri Aşık Mahzuni ile, diğeri solo iki kaset hazırlamak.
(Erol Aktı’nın röportajı 1985’te TV’de 7 Gün Dergisi’nde imzasız yayımlanmıştır)

1948’de Sivas’ın Kangal ilçesi Minarekaya köyünde doğan Muhlis Akarsu 2 Temmuz 1993’te konser vermek üzere gittiği Sivas’ta Aziz Nesin’i protesto gerekçesiyle toplanan kalabalığın çıkardığı yangında Madımak Oteli’nde 45 yaşında yanarak hayatını kaybetti. 

 
Sonraki >
spacer.png, 0 kB